Kelimeler
Osmanlıca günler: haftanın yedi gününü okumak ve yazmak
· 11 dk okuma · Osmanlıca Öğren editörleri
Osmanlıca günler bugünkü Türkçe gün adlarının Arap harfleriyle yazılmış hâlidir: پازار pazar, پازارایرتسی pazartesi, صالی salı, چهارشنبه çarşamba, پنجشنبه perşembe, جمعه cuma ve جمعه ایرتسی cumartesi. Günlerin okunuşu değişmez; değişen, her kelimenin kökenine göre farklı harflerle yazılmasıdır. Çarşamba ile Perşembe Farsça asıllarını, Cuma Arapça aslını korur; Pazartesi ile Cumartesi ise "ertesi" kelimesiyle kurulmuş iki parçalı adlardır.
Aşağıda haftanın yedi gününü tek tek ele alıyor, her birinin harflerini çözümlüyor ve belgelerde karşınıza çıkabilecek Arapça ve Farsça gün adlarını gösteriyoruz. Gün adları kısa, sık tekrar edilen ve harf dağılımı zengin kelimeler olduğu için Osmanlıca okumaya yeni başlayanlar için de çok iyi bir alıştırma malzemesidir.
Osmanlıca günler tablosu: yazılış, okunuş ve köken
Haftanın günlerini önce bir bakışta görelim. Tablodaki "köken" sütunu, kelimenin neden o harflerle yazıldığını anlamanızı kolaylaştırır.
| Gün | Osmanlıca yazılışı | Okunuş | Köken ve anlam |
|---|---|---|---|
| Pazar | پازار | pazar | Farsça bâzâr "çarşı" kelimesinden; pazar kurulan gün |
| Pazartesi | پازارایرتسی | pazar ertesi | Türkçe: pazardan sonraki gün |
| Salı | صالی | salı | Kökeni kesin değildir; Türkçe imla ile yazılır |
| Çarşamba | چهارشنبه | çarşamba | Farsça çehâr-şenbe: cumartesiden sonraki dördüncü gün |
| Perşembe | پنجشنبه | perşembe | Farsça penc-şenbe: cumartesiden sonraki beşinci gün |
| Cuma | جمعه | cuma | Arapça cum'a "toplanma"; cuma namazı için toplanılan gün |
| Cumartesi | جمعه ایرتسی | cuma ertesi | Türkçe: cumadan sonraki gün |
Bu tablodan çıkan ilk ders şudur: Osmanlıcada bir kelimenin nasıl yazıldığını en çok kökeni belirler. Türkçe kelimeler Türkçe imla kurallarına göre (ünlüler harfle gösterilerek), Arapça ve Farsça kelimeler ise kaynak dildeki yazımlarıyla yazılır. Bu ayrımı daha ayrıntılı görmek isterseniz Türkçe kelimelerin imlası ve Arapça ve Farsça kelimeler derslerine göz atabilirsiniz.
Pazar ve Pazartesi Osmanlıca nasıl yazılır?
Pazar: پازار
Pazar kelimesi beş harften oluşur: pe, elif, ze, elif, re. Baştaki harf, altında üç nokta bulunan pe harfidir; Arapçada bulunmayan bu harf Farsça ve Türkçe kelimelerde p sesini gösterir. Ardından gelen elif "a" sesini verir. Elif kendinden sonraki harfe bağlanmadığı için ze ayrı başlar; ze de bağlanmayan harflerdendir, bu yüzden ikinci elif ve son harf re de tek tek, ayrı ayrı yazılır. Sonuçta kelime, ilk iki harfi bitişik, kalanları ayrı duran bir görünüm kazanır.
Bu "kopuk" görünüm başlangıçta kafa karıştırabilir. Ancak elif, dal, zel, re, ze, je ve vav harflerinin soldaki harfe bağlanmadığını bir kez öğrendiğinizde پازار gibi kelimeleri rahatça okursunuz. Bitişmeyen harflerin listesi ve örnekleri için Osmanlıca birleşmeyen harfler yazısı işinize yarayacaktır.
Pazartesi: پازارایرتسی
Pazartesi, "pazar ertesi" sözünün kaynaşmış hâlidir. Osmanlıcada iki parça birleşik (پازارایرتسی) ya da arada boşlukla (پازار ایرتسی) yazılabilir; matbu metinlerde her iki kullanım da görülür. İkinci parça olan ایرتسی ertesi şu harflerden oluşur:
- elif + ye: kelime başındaki "e" sesi (Türkçe kelimeler ünlüyle başlıyorsa önlerine elif konur),
- re: "r" sesi,
- te: "t" sesi,
- sin: "s" sesi,
- ye: sondaki "i" sesi.
Burada dikkat edilecek nokta şudur: Kelime başındaki "e" sesi bazen yalnızca elifle, bazen elif ve ye ile gösterilir. "Ertesi" kelimesinde yaygın matbu yazım elif ve ye iledir. Okurken bu ye'yi ayrı bir "i" sesi gibi değil, baştaki ünlünün işareti gibi düşünün.
Salı, Çarşamba ve Perşembe: üç farklı yazım mantığı
Salı: صالی
Salı kelimesi üç harflidir: sad, elif, ye. Burada s sesi için sin değil sad harfi kullanılır. Bunun sebebi Osmanlı Türkçesindeki ince ve kalın ünsüz ayrımıdır: Kalın ünlülü (a, ı, o, u) Türkçe kelimelerde s sesi çoğunlukla sad ile, k sesi kaf ile, t sesi tı ile yazılır. صالی kelimesinde "a" ve "ı" kalın ünlüler olduğu için s sesini sad karşılar. Aynı mantığı صاری sarı ve صو su kelimelerinde de görürsünüz.
Kelimenin sonundaki ye, "ı" sesini gösterir. Osmanlıcada ı ile i aynı harfle yazılır; hangisinin okunacağına kelimenin ses yapısı karar verir. Ünsüzlerin ince ve kalın okunuşu konusunda daha fazla bilgi için Osmanlıca ince ve kalın harfler yazısını öneririz.
Çarşamba: چهارشنبه
Çarşamba, Farsçadaki "çehâr-şenbe" adından gelir. Farsçada شنبه şenbe cumartesi demektir ve haftanın diğer günleri cumartesiden itibaren sayılarak adlandırılır. چهار çehâr "dört" demek olduğundan çehâr-şenbe "cumartesiden sonraki dördüncü gün", yani çarşambadır.
Osmanlıca yazım bu Farsça aslı korur: çim, he, elif, re, şın, nun, be, he. Türkçede kelime "çarşamba" diye okunur; yani yazıda görünen "he" harfi okunuşta kaybolmuştur. Bazı metinlerde he düşürülerek چارشنبه biçimi de görülür, ancak yaygın matbu yazım چهارشنبه şeklindedir. Başta yer alan harf, altında üç nokta bulunan çim harfidir.
Bir başka ilginç ayrıntı da "şenbe" parçasındaki nun harfidir. Farsçada nun ile be yan yana geldiğinde n sesi m'ye yakın söylenir; Türkçedeki "çarşamba" okunuşunda m sesinin ortaya çıkması bu yüzdendir. Yazı ise nun'u korur.
Perşembe: پنجشنبه
Perşembe de aynı kalıptan gelir: Farsça پنج penc "beş" demektir ve penc-şenbe "cumartesiden sonraki beşinci gün" anlamına gelir. Osmanlıca yazım pe, nun, cim, şın, nun, be, he harflerinden oluşur. Türkçede bu kelime zamanla "perşembe" biçimini almıştır, ama yazı Farsça aslını korumaya devam etmiştir.
Bu yüzden پنجشنبه kelimesini harf harf okuyan bir öğrenci önce "pencşenbe" gibi bir şey çıkarır ve şaşırır. Bu tür kelimeler, Osmanlıcada yazımla okunuşun her zaman birebir örtüşmediğini gösteren iyi örneklerdir. Çözüm basittir: Sık geçen kelimeleri kalıp olarak tanımak. Haftanın günleri bu kalıpların en başında gelir.
Cuma ve Cumartesi: Arapça bir kelime ve onun "ertesi"
Cuma: جمعه
Cuma, Arapça kökenli bir kelimedir ve "toplanmak, bir araya gelmek" anlamındaki köke dayanır. Haftalık cuma namazı için toplanılan gün olduğu için bu adı almıştır. Osmanlıca yazımı dört harflidir: cim, mim, ayın, he.
Bu kelimede üç önemli ayrıntı vardır:
- "u" sesi yazıda gösterilmez. Arapça kelimelerde kısa ünlüler genellikle harfle yazılmaz; okuyucu kelimeyi tanıyarak doğru okur.
- Ortadaki ayın harfi Türkçede ayrı bir ses olarak duyulmaz, ama yazıda mutlaka yer alır. Ayın'ı yazmamak ya da yerine elif koymak Osmanlıcada imla hatası sayılır.
- Sondaki he, "a" sesini karşılar. Arapça kelimelerin sonundaki bu he (yuvarlak te'nin Osmanlıcadaki karşılığı olarak) Türkçede "a" ya da "e" diye okunur. He harfi sayfasında bu kullanımın başka örneklerini bulabilirsiniz.
Cumartesi: جمعه ایرتسی
Cumartesi, "cuma ertesi" yani cumadan sonraki gündür. Osmanlıcada iki kelime çoğunlukla ayrı yazılır: جمعه ایرتسی. Bunun pratik bir sebebi de vardır: جمعه kelimesi he ile biter ve he'nin ardından gelen kelimeyi bitiştirmek okumayı zorlaştırır. Bu nedenle cumartesi, pazartesiye göre daha sık iki ayrı kelime olarak karşınıza çıkar.
Özetle: Pazartesi ve Cumartesi aynı kalıpla kurulmuştur: önceki günün adı + ایرتسی ertesi. Bu iki kelimeyi tanıdığınızda haftanın iki gününü birden okumuş olursunuz.
Belgelerde karşınıza çıkabilecek Arapça ve Farsça gün adları
Osmanlı Türkçesi metinlerinde günler çoğunlukla yukarıdaki Türkçe adlarıyla geçer. Ancak Osmanlı coğrafyasında Arapça ve Farsça da yazı dili olarak kullanıldığı için, özellikle Arapça yazılmış vakfiyelerde, kitabelerde, bazı kadı kayıtlarında ve kitap ferağ kayıtlarında gün adlarının Arapça biçimleriyle karşılaşabilirsiniz. Farsça adlar ise daha çok edebî metinlerde ve Farsça eserlerde görülür.
| Türkçe | Arapça adı | Okunuş | Farsça adı | Okunuş |
|---|---|---|---|---|
| Pazar | یوم الاحد | yevmü'l-ahad | یكشنبه | yekşenbe |
| Pazartesi | یوم الاثنین | yevmü'l-isneyn | دوشنبه | düşenbe |
| Salı | یوم الثلاثا | yevmü's-sülâsâ | سه شنبه | seşenbe |
| Çarşamba | یوم الاربعا | yevmü'l-erbiâ | چهارشنبه | çehârşenbe |
| Perşembe | یوم الخمیس | yevmü'l-hamîs | پنجشنبه | pencşenbe |
| Cuma | یوم الجمعه | yevmü'l-cum'a | آدینه | âdine |
| Cumartesi | یوم السبت | yevmü's-sebt | شنبه | şenbe |
Bu tabloyu okurken şunlara dikkat edin:
- یوم yevm Arapçada "gün" demektir. Arapça gün adları genellikle bu kelimeyle birlikte kullanılır; bazen yevm düşer ve yalnızca gün adı yazılır.
- Arapça adların çoğu sayıya dayanır: ahad "bir", isneyn "iki", sülâsâ "üç", erbiâ "dört", hamîs "beş". Yani Arapçada hafta pazardan başlayarak sayılır. Cuma "toplanma günü", sebt ise "cumartesi" anlamındadır.
- Farsça adlar ise cumartesiden (شنبه şenbe) başlayarak sayılır: yek "bir", dü "iki", se "üç", çehâr "dört", penc "beş". Cuma'nın Farsça adı olan آدینه âdine ise sayı içermez.
- Türkçedeki Çarşamba ve Perşembe bu Farsça sistemden alınmıştır; diğer günler için Türkçe ya da Arapça kökenli adlar yerleşmiştir.
Arapça yazımlarda küçük farklılıklar görülebilir. Örneğin salı ve çarşambanın Arapça adlarının sonundaki uzun "â", bazı metinlerde fazladan bir hemze ile yazılır. Okuma pratiği açısından önemli olan, gün adını kökünden tanıyabilmektir: خمیس gördüğünüzde "beş" kökünü ve perşembeyi, سبت gördüğünüzde cumartesiyi düşünmek yeterlidir.
Günün bölümleri ve gün bildiren kelimeler
Haftanın günlerini öğrendikten sonra, bunlarla birlikte en sık kullanılan zaman kelimelerini de tanımak okumanızı hızlandırır. Aşağıdaki kelimeler hem gündelik metinlerde hem mektuplarda sıkça geçer.
| Kelime | Osmanlıca | Not |
|---|---|---|
| gün | گون | Türkçe; gef ile yazılır |
| hafta | هفته | Farsça; "yedi" anlamındaki heft ile ilgili |
| bugün | بوگون | bu + gün |
| dün | دون | |
| yarın | یارین | |
| sabah | صباح | Arapça |
| akşam | آقشام | Türkçe; kalın ünlü olduğu için kaf ile |
| ikindi | ایكندی | Türkçe; ince ünlü olduğu için kef ile |
| gece | گیجه | Türkçe |
| gündüz | گوندوز | Türkçe |
| her gün | هر گون | Farsça her + Türkçe gün |
Birkaç ayrıntı:
- گون gün kelimesindeki ilk harf gef harfidir; kef'in üzerine ikinci bir çizgi eklenmiş biçimidir ve "g" sesini verir. Gün kelimesinde "ü" sesi vav ile gösterilir.
- هفته hafta kelimesi Farsçadır ve Osmanlıcada "hafta" diye okunur. Sonundaki he, Türkçede "a" sesi verir.
- Arapça یوم yevm "gün", çoğulu ایام eyyâm "günler" demektir. "Eyyâm-ı bahûr" (yazın en sıcak günleri) gibi kalıplarda karşınıza çıkar.
- Farsça روز rûz da "gün" anlamındadır. Bugün de kullandığımız نوروز nevruz "yeni gün" demektir; روزنامه rûznâme ise günlük kayıt defteri ve takvim anlamında kullanılmıştır.
Osmanlı'da gün ne zaman başlardı?
Osmanlıca metinlerde gün adlarını doğru anlamak için bir noktayı bilmek gerekir: Geleneksel İslâmî zaman anlayışında gün, gün batımıyla başlar. Bu yüzden gece, kendisinden sonra gelen gündüze aittir. Bugün de kullandığımız "cuma gecesi" ifadesi bu anlayışın bir kalıntısıdır: Cuma gecesi, perşembeyi cumaya bağlayan gecedir.
Osmanlı'da gündelik hayatta kullanılan saat sistemi de bu esasa dayanıyordu. Ezanî ya da alaturka saat denen bu sistemde gün batımı saat 12 kabul edilir ve saatler her gün güneşin batışına göre yeniden ayarlanırdı. Türkiye'de uluslararası saat sistemine geçiş, 1925 sonunda kabul edilen düzenlemeyle 1926 başından itibaren yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle Osmanlı dönemine ait bir hatırat, gazete ya da belgede "saat üçte" gibi bir ifade gördüğünüzde, bunun gün batımından üç saat sonrası olabileceğini aklınızda tutun.
Bu bilgi, özellikle tarih okurken önemlidir. Bir olayın "perşembe gecesi" olduğu yazıyorsa, bugünkü anlamıyla çarşambayı perşembeye bağlayan gece değil, perşembeyi cumaya bağlayan gece kastedilmiş olabilir. Bu tür ayrıntılar metnin bağlamına göre değerlendirilmelidir.
Hafta tatili konusunda da bir değişim yaşanmıştır. Osmanlı döneminde resmî daireler için haftalık tatil günü genel olarak Cuma idi; padişahın cuma namazına gidişi "cuma selamlığı" adıyla törenle yapılırdı. Türkiye Cumhuriyeti'nde hafta tatili 1935'te çıkarılan bir kanunla Pazar gününe alınmıştır.
Gün adlarını tarih kayıtlarında okumak
Gün adları en çok gazete künyelerinde, mektup başlarında ve günlük tutulan kayıtlarda karşınıza çıkar. Osmanlı resmî yazışmalarında ise tarih genellikle gün, ay ve yıl olarak verilir; haftanın gününün yazılması zorunlu değildir. Gün adı yazıldığında ise çoğunlukla tarihin hemen önünde ya da yanında yer alır.
Örnek olarak bir gazete başlığında şu yapıyı görebilirsiniz:
- پنجشنبه perşembe — haftanın günü,
- ardından ayın günü (rakamla),
- ardından ay adı (Hicrî ya da Rûmî),
- en sonda yıl.
Ay adlarını ve bunların kısaltmalarını Osmanlıca aylar yazısında ayrıntılı olarak anlattık. Tarihlerdeki rakamları okumak ve Hicrî ya da Rûmî tarihi Milâdî tarihe çevirmek için ise Rakamlar ve tarih dersine başvurabilirsiniz. Gün ve ay adlarını bir arada öğrenmek, bir belgenin tarih satırını baştan sona okuyabilmenizi sağlar.
Mektuplarda ve tutanaklarda bazen günün adı yerine "yevm-i mezkûr" (adı geçen gün) ya da "işbu gün" gibi ifadeler de kullanılır. Bu ifadeler, metnin daha önce söz ettiği bir güne atıf yapar. Böyle bir göndermeyi gördüğünüzde metnin önceki satırlarına dönüp tarihi aramak gerekir.
Gün adlarını öğrenmek için pratik yöntemler
Haftanın günleri kısa ve sık tekrar edilen kelimeler olduğundan, Osmanlıca okumayı öğrenirken kelime kalıbı ezberlemenin en iyi başlangıç noktalarından biridir. Aşağıdaki yöntemler işinizi kolaylaştırabilir:
- Kökene göre gruplayın. Türkçe imla ile yazılanlar (پازار, صالی, ایرتسی parçası), Farsça asıllılar (چهارشنبه, پنجشنبه) ve Arapça asıllı olan (جمعه) diye üç grup oluşturun. Her grubun yazım mantığı farklıdır.
- "Ertesi" kalıbını ayrı öğrenin. ایرتسی kelimesini tanıdığınızda iki günü birden okursunuz.
- "Şenbe" parçasını yakalayın. شنبه parçasını gördüğünüz bir gün adı ya Çarşamba'dır ya Perşembe'dir; önündeki parça (چهار mı, پنج mi) hangisi olduğunu söyler.
- Harfleri elle yazın. Her günü birkaç kez yazmak, harflerin bitişme ve ayrılma noktalarını kalıcı olarak öğrenmenizi sağlar. Harflerin kelime başı, ortası ve sonundaki biçimleri için Osmanlıca alfabe sayfasından yararlanabilirsiniz.
- Takvim yaprağı gibi çalışın. Her sabah o günün adını Osmanlıca yazın. Bir hafta sonunda yedi günün tamamı yerleşmiş olur.
- Alıştırma yapın. Harf tanıma becerinizi pekiştirmek için alıştırma sayfasındaki soruları kullanabilirsiniz.
Günlerden sonra öğrenilecek doğal konular ay adları, sayılar ve yönlerdir. Bu konular birbirini tamamlar: Bir tarih satırını okumak için gün, ay ve sayı bilgisinin üçüne de ihtiyaç duyarsınız. Sayı adlarının Osmanlıca yazımı için Osmanlıca sayılar yazısını, mevsimler ve yönler için Osmanlıca yön isimleri yazısını okuyabilirsiniz.
Gün adı taşıyan yer adları ve pazar kelimesinin iki anlamı
Pazar kelimesinin Farsçada "çarşı, alışveriş yeri" anlamına geldiğini söylemiştik. Osmanlıcada پازار hem haftanın günü hem de kurulan çarşı anlamında kullanılır; hangisinin kastedildiğini cümlenin bağlamı belirler. "Pazar günü" denildiğinde gün, "pazara gitmek" denildiğinde çarşı kastedilir. Yazı her iki durumda da aynıdır.
Anadolu'da haftalık pazarların belirli günlerde kurulması, bazı yerleşim yerlerinin adına da yansımıştır. Samsun'un Çarşamba ve Salıpazarı ilçeleri, Ordu'nun Perşembe ilçesi, Rize'nin Pazar ilçesi ve İstanbul Fatih'teki Çarşamba semti bu tür adlara örnektir. Bu adlar genellikle o yerde kurulan haftalık pazarın gününe bağlanır. Osmanlı dönemi kayıtlarında bu yer adlarını okurken, gün adıyla yer adını karıştırmamak için cümlenin yapısına dikkat etmek gerekir: Bir kişinin "Çarşamba'dan" geldiği yazıyorsa büyük ihtimalle bir yer kastedilmiştir.
Aynı dikkat, kişi lakapları için de geçerlidir. Osmanlı kayıtlarında bazı kişiler doğdukları güne ya da yaşadıkları yere göre anılabilir. Böyle durumlarda kelimeyi tanımak yetmez; kelimenin cümledeki görevini de çözmek gerekir. Bu beceri zamanla, bol okuma yaparak gelişir. Okuma pratiğine başlamak için okuma metinleri dersindeki kısa parçalar iyi bir başlangıçtır.
Sık yapılan hatalar
Gün adlarını yazarken ya da okurken en sık karşılaşılan hatalar şunlardır:
- Salı'yı sin ile yazmak. صالی kalın ünlülü bir Türkçe kelime olduğu için s sesi sad ile yazılır. Sin ile yazılmış bir "salı" matbu metinlerde yaygın değildir.
- Cuma'da ayın'ı atlamak. جمعه kelimesindeki ayın sesi Türkçede duyulmasa da yazıda bulunur.
- Perşembe'yi okunuşa göre yazmaya çalışmak. "Perşembe" diye duyduğunuz kelimeyi pe, re, şın ile yazmak, Osmanlı yazım geleneğinde karşılığı olmayan bir biçim ortaya çıkarır. Doğrusu Farsça aslına uygun olan پنجشنبه yazımıdır.
- Ertesi kelimesindeki ye'yi unutmak ya da fazladan okumak. Matbu yazımda ایرتسی başta elif ve ye ile yazılır; bu ye "e" sesinin işaretidir, ayrı bir "i" değildir.
- Cuma gecesini yanlış güne yerleştirmek. Geleneksel kullanımda cuma gecesi perşembeyi cumaya bağlayan gecedir.
Bu hatalardan kaçınmak için kelimeleri tek tek kökeniyle birlikte öğrenmek en sağlam yoldur. Osmanlıca imla hakkında daha genel bir çerçeve isterseniz Osmanlıca imla kuralları yazısı faydalı olacaktır.
Sık sorulan sorular
Osmanlıca haftanın günleri nasıl yazılır?
Osmanlıcada haftanın günleri bugünkü Türkçe adlarıyla yazılır: Pazar, Pazartesi (pazar ertesi), Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma ve Cumartesi (cuma ertesi). Pazar ve Salı Türkçe imla kurallarıyla, Çarşamba ve Perşembe Farsça asıllarına göre (çehârşenbe, pencşenbe), Cuma ise Arapça aslına göre yazılır.
Osmanlıcada Pazartesi neden iki kelimeyle yazılır?
Pazartesi, pazar ertesi yani pazardan sonraki gün demektir. Osmanlıcada da bu iki parça açıkça görülür: önce pazar, ardından ertesi kelimesi yazılır. Cumartesi de aynı mantıkla cuma ertesi olarak yazılır.
Perşembe Osmanlıcada neden 'pencşenbe' gibi yazılıyor?
Perşembe Farsça penc-şenbe, yani cumartesiden sonraki beşinci gün sözünden gelir. Osmanlıca yazım kelimenin Farsça aslını korur, okunuş ise Türkçedeki gibi perşembedir. Çarşamba da aynı biçimde Farsça çehâr-şenbe sözünün yazımını korur.
Osmanlı belgelerinde günün adı tarihle birlikte yazılır mı?
Resmî belgelerde tarih çoğunlukla gün, ay ve yıl olarak verilir; haftanın günü her zaman yazılmaz. Gazete künyelerinde, mektuplarda, vakıf kayıtlarında ve bazı kitabelerde ise günün adı da geçebilir. Arapça yazılmış metinlerde gün adları Arapça biçimleriyle (yevmü'l-cuma gibi) karşınıza çıkabilir.
Osmanlı'da hafta tatili hangi gündü?
Osmanlı döneminde resmî daireler için haftalık tatil günü genel olarak Cuma idi. Türkiye'de hafta tatili 1935'te çıkarılan bir kanunla Pazar gününe alındı.