Edebiyat
Osmanlıca güzel sözler: levhalar, kalıp sözler ve ünlü beyitler
· 11 dk okuma · Osmanlıca Öğren editörleri
Osmanlıca güzel sözler denince akla genellikle üç kaynak gelir: ev ve tekke duvarlarına asılan levha yazıları (Edeb yâ Hû, Bu da geçer yâ Hû), Türkçeye yerleşmiş Arapça kalıp sözler (Men cedde vecede, yani "çalışan bulur") ve divan şiirinden ünlü beyitler (Kanuni'nin, Bâkî'nin, Ziya Paşa'nın dizeleri). Bu sözlerin hepsinin bilinen bir yazılışı, bir anlamı ve çoğu zaman bir kaynağı vardır. İnternette "Osmanlıca söz" diye dolaşan metinlerin bir kısmı ise yanlış yazılmış ya da yanlış kişiye mal edilmiştir.
Aşağıda yalnızca yaygın olarak bilinen, gerçek sözleri bulacaksınız. Kısa sözler Osmanlıca yazılışlarıyla birlikte veriliyor; uzun beyitlerde Latin harfli okunuş, anlam ve önemli kelimelerin yazılışı yer alıyor. Kime ait olduğu kesin olarak bilinmeyen sözlerde kişi adı verilmiyor.
Osmanlıca güzel sözler nereden gelir?
Osmanlı kültüründe "söz" kavramı çok değerliydi. Güzel ve anlamlı bir söz, hattatın elinde bir levhaya dönüşür, bir çeşmenin kitabesine yazılır, bir kitabın ilk sayfasına not edilir ya da bir mektubun sonunda kullanılırdı. Bu sözlerin kaynağı genellikle şunlardır:
- Tasavvuf geleneği. Tekkelerde ve evlerde asılan kısa levha yazıları çoğunlukla tasavvufi bir anlam taşır. Kısa, akılda kalıcı ve öğüt verici sözlerdir.
- Arapça ve Farsça kalıp sözler. Medrese eğitimi ve klasik kitaplar yoluyla Osmanlıcaya girmiş, çoğu zaman özgün dilinde söylenen kısa öğütlerdir. Bir kısmı bugün de Türkçede bilinir.
- Türkçe atasözü ve vecizeler. Halkın ağzında yaşayan sözlerin bir kısmı Arapça-Farsça kelimelerle kurulmuştur: "Her kemâlin bir zevâli vardır" gibi.
- Divan ve halk şiiri. Bazı beyitler o kadar sevilmiştir ki şairinden bağımsız olarak dilden dile dolaşan sözlere dönüşmüştür.
- Tanzimat ve sonrası yazarlar. 19. yüzyılda Ziya Paşa ve Namık Kemal gibi yazarların bazı dizeleri de bu şekilde yaygınlaşmıştır.
Bu yazıdaki sözleri okurken Osmanlıca yazının temel kurallarını bilmek işinizi kolaylaştırır. Henüz harfleri öğrenmediyseniz Osmanlıca alfabe sayfasıyla başlayabilirsiniz.
Levhalarda ve kitabelerde görülen kısa sözler
Osmanlı evlerinde, tekkelerde, camilerde ve mezar taşlarında bazı kısa sözler çok sık tekrarlanır. Bunlar genellikle bir hattatın elinden çıkmış levhalar ya da taş kitabeler üzerinde görülür. Kısa olmaları, Osmanlıca okumaya yeni başlayanlar için iyi bir alıştırma imkânı sunar.
| Osmanlıca | Okunuş | Anlam |
|---|---|---|
| ادب یا هو | Edeb yâ Hû | Edebi elden bırakma; terbiye ve görgü üzere ol |
| بو ده كچر یا هو | Bu da geçer yâ Hû | Hiçbir hal kalıcı değildir; bu da geçecek |
| هو الباقی | Hüve'l-Bâkî | Kalıcı olan yalnız O'dur |
| ما شاء الله | Mâşâallah | Allah'ın dilediği oldu; beğeniyi ve korunma dileğini bildirir |
| الخیر فی ما وقع | El-hayru fî mâ vakaa | Hayır, olup bitendedir; olanda bir hayır vardır |
Bu sözlerin her biri belli yerlerde görülür. هو الباقی Hüve'l-Bâkî ifadesi Osmanlı mezar taşlarının en üstünde çok sık yer alır; ölümün karşısında yalnız Allah'ın baki olduğunu hatırlatır. Mezar taşı okumaya ilgi duyuyorsanız bu ifadeyi tanımak ilk adımdır; konuyu Osmanlıca mezar taşı okuma yazısında ayrıntılı bulabilirsiniz.
ادب یا هو Edeb yâ Hû tekke kültüründe sık kullanılan ve oradan evlere de yayılan bir levha sözüdür. Edeb kelimesi Arapçadır ve terbiye, görgü, hayâ anlamlarını içerir. Hû ise "O" anlamına gelen ve Allah'ı anmak için kullanılan bir zamirdir. بو ده كچر یا هو Bu da geçer yâ Hû sözü de tasavvuf kültüründe yaygın bir levha yazısıdır; sıkıntı ya da sevinç ne olursa olsun hiçbir halin kalıcı olmadığını hatırlatır.
Dikkat ederseniz بو ده كچر یا هو sözünde Türkçe kelimeler (بو bu, ده de, كچر geçer) ile Arapça bir hitap (یا هو yâ Hû) bir arada kullanılmıştır. كچر kelimesinde kef harfi g okunur; matbu ve hat eserlerde g sesi için çoğu zaman ayrı bir işaret konmaz.
Levhalar hangi yazı türüyle yazılır?
Levha yazıları Osmanlı hat sanatının en sevilen ürünlerindendir. Duvara asılacak bir levha uzaktan okunabilmesi ve göze hoş görünmesi için genellikle iri ve gösterişli yazı türleriyle yazılır; bunların başında sülüs ve onun iri biçimi olan celî sülüs gelir. Talik yazısıyla yazılmış levhalar da yaygındır. Hattat bazen harfleri iç içe geçirerek ya da üst üste bindirerek sözü bir resim gibi düzenler; bu yüzden levha okumak, düz bir matbu metni okumaktan daha zordur.
Levhadaki sözü çözmeye çalışırken önce bilinen kelimeleri arayın. Örneğin bir levhada هو harflerini görmek, sözün büyük ihtimalle tasavvufi bir ifade olduğunu gösterir. Yazı türleri arasındaki farkları ve hangisinin nerede kullanıldığını Osmanlıca hat çeşitleri yazısında bulabilirsiniz.
Gündelik hayatın güzel dilekleri
Güzel söz yalnızca levhalarda ya da şiirlerde yaşamaz. Bugün de her gün kullandığımız pek çok dilek, Osmanlı döneminde de aynı biçimde söyleniyor ve yazılıyordu. Bu kısa ifadeler, Türkçe ve Arapça kelimelerin bir cümlede nasıl buluştuğunu gösteren kolay örneklerdir.
| Osmanlıca | Okunuş | Ne zaman söylenir? |
|---|---|---|
| عافیت اولسون | Âfiyet olsun | Yemek yiyen birine |
| كچمش اولسون | Geçmiş olsun | Hastalık ya da sıkıntı atlatan birine |
| خیرلی اولسون | Hayırlı olsun | Yeni bir işe, eve, yola başlayan birine |
| صاغلق اولسون | Sağlık olsun | Bir kayıp ya da aksilik karşısında teselli için |
Bu dileklerin hepsinde ortak bir kelime vardır: اولسون olsun. Türkçe bir fiil olduğu için ünlüleri vav ile gösterilmiştir. عافیت âfiyet ve خیر hayır ise Arapçadır; hayırlı kelimesinde Arapça kelimeye Türkçe -lı eki eklenmiştir. صاغلق sağlık kelimesinde ise kalın ünlülü Türkçe kelimelerde s sesi için sad ve k sesi için kaf kullanıldığını görürsünüz.
Gündelik dileklerin daha geniş bir listesi, selamlaşma ve hitap kalıplarıyla birlikte Osmanlıca selamlaşma yazısında yer alıyor.
Türkçeye yerleşmiş Arapça kalıp sözler
Osmanlı aydınları Arapça kalıp sözleri, tıpkı bugün yabancı dillerden alıntılanan özlü sözler gibi, konuşma ve yazılarında kullanırdı. Bunların bir kısmı bugün de Türkçede bilinir. Arapça yazıldıkları için harfleri Osmanlıca ile aynıdır, ama okunuşları Arapça kurallara göredir.
| Osmanlıca | Okunuş | Anlam |
|---|---|---|
| من جد وجد | Men cedde vecede | Çalışan bulur; emek veren karşılığını alır |
| الجار ثم الدار | El-câru sümme'd-dâr | Önce komşu, sonra ev |
| خیر الامور اوسطها | Hayru'l-umûri evsatuhâ | İşlerin hayırlısı orta olanıdır |
| العلم فی الصغر كالنقش فی الحجر | El-ilmu fi's-sıgar ke'n-nakşi fi'l-hacer | Küçükken öğrenilen bilgi taşa kazınmış nakış gibidir |
| لكل جدید لذة | Li-külli cedîdin lezzetün | Her yeninin bir tadı vardır |
Bu sözlerin anlamını kavramak için Arapça bilmek şart değildir, ama birkaç kelimeyi tanımak işinizi kolaylaştırır. Örneğin el-ilmu sözündeki العلم kelimesi Türkçedeki ilim, النقش nakış, الحجر hacer (taş) kelimeleridir. Hacer kelimesi bugün de Hacer-i Esved gibi özel adlarda yaşar. Baştaki ال ise Arapçanın belirlilik takısıdır; okunuşunda bazı harflerin önünde sesini değiştirdiğini er-, eş-, es- gibi biçimlerden görebilirsiniz. Bu kuralı Farsça ve Arapça tamlamalar dersinde şemsî ve kamerî harfler başlığı altında bulabilirsiniz.
El-câru sümme'd-dâr sözü, bir ev alınırken önce komşunun kim olduğuna bakılması gerektiğini anlatır. Türkçede "Ev alma, komşu al" atasözü de aynı düşünceyi dile getirir. Hayru'l-umûri evsatuhâ ise ölçülülüğü öğütler: aşırılıktan da eksiklikten de kaçınıp orta yolu tutmak en hayırlısıdır.
Arapça ve Farsça kelimelerle kurulmuş Türkçe sözler
Bazı güzel sözler tamamen Türkçe cümle yapısındadır ama içlerinde Arapça ya da Farsça kelimeler vardır. Bunlar Osmanlıca yazının Türkçe ve alıntı kelimeleri nasıl birleştirdiğini görmek için iyi örneklerdir.
| Osmanlıca | Okunuş | Anlam |
|---|---|---|
| هر كمالڭ بر زوالی واردر | Her kemâlin bir zevâli vardır | Her yükselişin bir inişi, her olgunluğun bir sonu vardır |
| سكوت اقراردن گلیر | Sükût ikrardan gelir | Susmak, kabul etmek sayılır |
İlk sözde كمال kemâl (olgunluk, mükemmellik) ve زوال zevâl (sona erme, yok olma) Arapça kelimelerdir. كمالڭ kelimesindeki son harf nef'tir ve Türkçe ilgi eki -in'i gösterir. Bu ekin yazılışı Osmanlıcanın en karakteristik özelliklerinden biridir; nef harfi sayfasında başka örnekler bulabilirsiniz. İkinci sözdeki سكوت sükût (susma) ve اقرار ikrâr (kabul, itiraf) da Arapçadır.
Divan şiirinden ünlü beyitler ve anlamları
Divan şiiri, Osmanlı edebiyatının en zengin alanıdır. Bazı beyitler yüzyıllar boyunca o kadar sevilmiştir ki birer güzel söze dönüşmüştür. Aşağıdaki beyitler, şairi bilinen ve yaygın olarak aktarılan örneklerdir. Okunuşlar bugünkü yaygın aktarımlara göre verilmiştir; yazma ve baskılarda küçük farklılıklar görülebilir.
Kanuni Sultan Süleyman (Muhibbî): sağlığın değeri
Kanuni Sultan Süleyman şiirlerinde Muhibbî mahlasını kullanmıştır. Ona ait olarak bilinen şu beyit, sağlığın değerini anlatan en tanınmış Osmanlıca dizelerden biridir:
خلق ایچنده معتبر بر نسنه یوق دولت كبی اولمیه دولت جهانده بر نفس صحت كبی
Halk içinde mu'teber bir nesne yok devlet gibi Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi
Anlamı: İnsanlar arasında devlet (baht, mutluluk; makam ve servet) gibi itibar gören bir şey yoktur; ama dünyada bir nefeslik sağlık kadar büyük bir devlet olamaz.
| Osmanlıca | Okunuş | Anlam |
|---|---|---|
| خلق | halk | insanlar, halk |
| معتبر | mu'teber | itibarlı, değerli |
| نسنه | nesne | şey |
| دولت | devlet | baht, mutluluk; makam |
| جهان | cihân | dünya |
| نفس | nefes | soluk, an |
| صحت | sıhhat | sağlık |
Bu beyit, divan şiirinde devlet kelimesinin bugünkü siyasi anlamından farklı kullanıldığını gösteren güzel bir örnektir. Şair kelimeyi "baht, mutluluk, dünyevi güç" anlamında kullanır ve hepsinin sağlık karşısında küçük kaldığını söyler.
Beyitteki اولمیه olmaya biçimi de dikkat çekicidir. Bugün kullanmadığımız bu biçim, istek kipinin üçüncü tekil kişisidir; burada "olamaz, yoktur" anlamında kullanılmıştır. Eski metinlerde istek kipinin bu tür kullanımlarıyla sık karşılaşırsınız. Yazılışta da bir kural görülür: kelime sonundaki a sesi he ile gösterilmiş, araya giren y sesi ise ye ile yazılmıştır. نسنه nesne kelimesi de bugünkü "nesne" ile aynı kökten gelir ama burada genel olarak "şey" anlamındadır.
Bâkî: insanın değeri
- yüzyılın büyük şairi Bâkî'nin şu beyti, insanın kıymetinin çoğu zaman öldükten sonra anlaşıldığını dile getirir:
Kadrini seng-i musallâda bilüp ey Bâkî Durup el bağlayalar karşuna yârân saf saf
Anlamı: Ey Bâkî, dostların musalla taşında (cenaze namazında) karşında saf saf el bağlayıp durduklarında senin değerini anlayacaklar. Beyitteki سنگ seng Farsçada "taş", قدر kadr "değer, kıymet", یاران yârân ise "dostlar" demektir.
Şeyh Gâlib: insanın kendini bilmesi
- yüzyılın sonunda yaşamış olan ve Hüsn ü Aşk mesnevisiyle tanınan Şeyh Gâlib'in şu beyti, insanın değerini hatırlatan en çok aktarılan dizelerdendir:
Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen
Anlamı: Kendine iyi bak, çünkü sen âlemin özüsün; sen varlıkların göz bebeği olan insansın. Burada زبده zübde "öz, en seçkin kısım", عالم âlem "dünya, evren", دیده dîde "göz", آدم âdem "insan" anlamındadır.
Nedîm: Lale Devri'nin neşesi
Lale Devri şairi Nedîm'in şu beyti, dönemin İstanbul'unu ve neşesini anlatan en bilinen dizelerdendir:
Bir safâ bahşedelim gel şu dil-i nâşâda Gidelim serv-i revânım yürü Sa'd-âbâd'a
Anlamı: Gel, şu neşesiz gönle bir sevinç verelim; ey salınarak yürüyen selvi boylum, yürü Sadabad'a gidelim. Sa'dâbâd, Kâğıthane'de Lale Devri'nde yapılan köşk ve mesire yeridir. سرو serv (selvi), divan şiirinde sevgilinin uzun ve düzgün boyunu anlatan en yaygın benzetmedir.
Divan şiirinin biçimlerini ve ölçüsünü merak ediyorsanız divan edebiyatı nazım şekilleri ve aruz ölçüsü yazılarına göz atabilirsiniz.
Yunus Emre'den dilden dile dolaşan sözler
Yunus Emre'nin şiirleri sade Türkçesiyle yüzyıllardır okunur ve pek çok dizesi atasözü gibi kullanılır. Bunlardan biri sözün gücünü anlatır:
Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı Söz ola ağulu aşı bal ile yağ ede bir söz
Anlamı: Bir söz savaşı bitirebilir, bir söz insanın başını kestirebilir; bir söz zehirli yemeği bal ve yağ gibi tatlı hale getirebilir. Buradaki ağulu "zehirli", aş ise "yemek" demektir. Şiirin anahtar kelimesi سوز söz kelimesidir: sin, vav ve ze harflerinden oluşur.
Bu beyit, Osmanlıca metinlerde sık görülen bir yapıyı da gösterir: ola ve kese gibi istek kipi biçimleri, bugün "olabilir" ve "kesebilir" diye söyleyeceğimiz anlamları taşır. Eski Türkçe şiiri okurken fiillerin bu tür kullanımlarına dikkat etmek, anlamı doğru kurmanın anahtarıdır.
Yunus Emre'ye ait olarak bilinen bir başka beyit de birlik ve sevgi çağrısıdır:
Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz
Bu dizeler burada bugünkü yaygın okunuşuyla verilmiştir; eski yazma nüshalarda kelimelerin ses biçimleri biraz farklıdır (olalum, kılalum gibi). Yunus Emre'den bir dörtlüğün Osmanlıca yazılışını ve kelime kelime çözümlemesini okuma metinleri dersinde bulabilirsiniz.
Tanzimat dönemi yazarlarından anlamlı sözler
- yüzyılda yeni edebiyatın öncüleri olan yazarların bazı dizeleri de güzel söz olarak yaygınlaşmıştır. Bunlardan en bilinen ikisi Ziya Paşa ve Namık Kemal'e aittir.
Ziya Paşa:
Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde
Anlamı: Kişinin aynası yaptığı iştir, sözüne bakılmaz; bir insanın akıl derecesi ortaya koyduğu eserde görünür. آینه âyine "ayna", رتبه rütbe "derece", عقل akıl, اثر eser "iş, ortaya konan ürün" anlamındadır. Rütbe-i akl bir Farsça tamlamadır: "aklın derecesi".
Namık Kemal, Hürriyet Kasidesi olarak bilinen şiirinde özgürlüğe şöyle seslenir:
Ne efsunkâr imişsin âh ey dîdâr-ı hürriyet Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten
Anlamı: Ey hürriyetin yüzü, ne kadar büyüleyiciymişsin; gerçi esaretten kurtulduk ama bu kez senin aşkının esiri olduk. حریت hürriyet "özgürlük", اسیر esîr "tutsak", اسارت esâret "tutsaklık" anlamındadır. Beyitteki esîr ile esâret aynı kökten gelir; divan şiirinde sevilen bu söz oyununa iştikak denir.
Yanlış yazılan ve yanlış kişiye mal edilen sözler
Güzel sözler hızla yayıldığı için yanlışlıklar da kolayca çoğalır. Osmanlıca bir söz paylaşmadan, bir levhaya yazdırmadan ya da dövme yaptırmadan önce şu noktalara dikkat etmek gerekir:
- Söz gerçekten o kişiye mi ait? "Gel, gel, ne olursan ol yine gel" diye başlayan dörtlük yaygın olarak Mevlânâ'ya mal edilir. Ancak araştırmacılar bu rubainin Mevlânâ'nın eserlerinde yer almadığını, daha önceki dönemlerde başka şairlere de atfedildiğini belirtir. Benzer şekilde internette ünlü padişahlara ya da şairlere mal edilen pek çok sözün güvenilir bir kaynağı yoktur. Kaynağı belirsiz bir sözü kişi adı vermeden "yaygın bir söz" olarak aktarmak daha dürüsttür.
- Yazım doğru mu? Osmanlıca yazıda küçük bir fark anlamı tamamen değiştirebilir. Bitişmeyen harflerin yanlışlıkla birleştirilmesi, kef yerine kaf ya da ayın yerine elif kullanılması sık görülen hatalardır. Örneğin aşk kelimesi ayın ile عشق yazılır; elif ve kef ile yazıldığında bambaşka bir kelime ortaya çıkar. Bu tür uyarıları Osmanlıca dövme yazıları yazısında topladık.
- Yön doğru mu? Osmanlıca sağdan sola yazılır. Bilgisayarda yanlış ayarlanmış bir program harfleri ayrık ya da ters sırada gösterebilir. Son çıktıyı mutlaka Osmanlıca bilen birine gösterin.
Bir sözün kaynağını bulamıyorsanız, o sözü kullanmaktan vazgeçmeniz gerekmez; yalnızca belirli bir kişiye mal etmekten kaçının.
Güzel sözlerle Osmanlıca okuma pratiği nasıl yapılır?
Kısa ve bilinen sözler, Osmanlıca okuma pratiği için çok uygun malzemedir. Anlamını zaten bildiğiniz bir metni okumak, harflere ve bitişme biçimlerine odaklanmanızı sağlar. Şu adımları deneyebilirsiniz:
- Önce kısa levha sözleriyle başlayın. ادب یا هو ya da هو الباقی gibi iki üç kelimelik sözleri harf harf okuyun, sonra kendiniz yazın.
- Kelimeleri ayırın. هر كمالڭ بر زوالی واردر gibi bir cümlede her kelimeyi ayrı ayrı tanımaya çalışın: her, kemâlin, bir, zevâli, vardır.
- Ekleri bulun. Türkçe eklerin Osmanlıcada sabit yazıldığını hatırlayın: واردر kelimesindeki در eki, ek-fiil -dır'dır.
- Beyitlerde önemli kelimelerin yazılışını öğrenin. Uzun beyitleri tamamen Osmanlıca okumak başlangıçta zor olabilir; önce anahtar kelimelerin yazılışlarını tanıyın.
- Atasözleriyle devam edin. Halkın ağzında yaşayan sözlere geçmek için Osmanlıca atasözleri yazısındaki örnekleri okuyabilirsiniz.
Sevgi ve aşk temalı kelime ve beyitler arıyorsanız Osmanlıca aşk kelimeleri yazısı bu konuya ayrılmıştır. Okuduklarınızı pekiştirmek için alıştırma bölümünde harf ve kelime tanıma pratiği yapabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
En bilinen Osmanlıca güzel sözler hangileridir?
Levhalarda sık görülen Edeb yâ Hû, Bu da geçer yâ Hû ve Hüve'l-Bâkî; Türkçeye yerleşmiş Men cedde vecede (çalışan bulur) ve Hayru'l-umûri evsatuhâ (işlerin hayırlısı orta olanıdır) gibi Arapça kalıp sözler en bilinenlerdir. Bunlara Kanuni Sultan Süleyman'a ait olarak bilinen sağlıkla ilgili beyit ve Ziya Paşa'nın Âyinesi iştir kişinin mısraı gibi ünlü dizeler eklenebilir.
Edeb yâ Hû ne demek?
Edeb yâ Hû, tasavvuf geleneğinde kullanılan ve tekke ile ev duvarlarına levha olarak asılan bir sözdür. Edeb terbiye ve görgü, Hû ise Allah'ı anan bir hitaptır; söz kabaca 'Edebi elden bırakma' uyarısı olarak anlaşılır. Osmanlıca ادب یا هو biçiminde yazılır.
Gel, ne olursan ol yine gel sözü Mevlânâ'ya mı ait?
Bu dörtlük yaygın olarak Mevlânâ'ya mal edilir, ancak araştırmacılar bu rubainin Mevlânâ'nın eserlerinde bulunmadığını ve daha önceki dönemlerde başka şairlere atfedildiğini belirtir. Bu yüzden söz aktarılırken Mevlânâ'nın kendi sözü olarak sunulmaması daha doğrudur.
Osmanlıca güzel sözleri levha ya da dövme için kullanabilir miyim?
Kullanabilirsiniz, ancak yazımın doğru olduğundan emin olun. Harflerin bitişme biçimi, kef ile kaf ya da elif ile ayın gibi farklar anlamı tamamen değiştirebilir. Bir hattat ya da Osmanlıca bilen birine kontrol ettirmek, kalıcı bir işte yanlış yazım riskini ortadan kaldırır.
Divan şiirindeki beyitleri anlamak için ne bilmek gerekir?
Farsça tamlamaları (izafet), sık kullanılan Arapça-Farsça kelimeleri ve divan şiirinin mazmunlarını bilmek gerekir. Örneğin divan şiirinde devlet çoğunlukla talih ve mutluluk, serv (selvi) ise sevgilinin boyu anlamında kullanılır. Kelime kelime bir sözlükle çalışmak başlangıçta en iyi yöntemdir.