Osmanlıca Öğrenعثمانلیجه

Okuma

Osmanlıca atasözleri ve anlamları: bilinen sözlerle okuma pratiği

· 11 dk okuma · Osmanlıca Öğren editörleri

Osmanlıca atasözleri, bugün de bildiğimiz Türk atasözlerinin Arap harfleriyle yazılmış biçimleridir: "Sabrın sonu selâmettir" Osmanlıcada صبرڭ صوڭی سلامتدر, "Ağaç yaşken eğilir" آغاج یاشكن اگیلیر olarak yazılır. Atasözlerinin sözleri ve anlamları büyük ölçüde aynı kalmıştır; değişen yazıdır. Bu yüzden atasözleri, Osmanlıca okumayı öğrenen biri için en verimli alıştırma malzemelerinden biridir: anlamı zaten bildiğiniz bir sözü okurken bütün dikkatinizi harflere verebilirsiniz.

Aşağıda önce atasözünün Osmanlı dönemindeki adlarını ve derlenme tarihini kısaca göreceksiniz. Ardından bilinen atasözlerini Osmanlıca yazılışları, okunuşları ve anlamlarıyla tablolar halinde bulacaksınız. Bir atasözünü kelime kelime çözümleyecek, Arapça ve Farsça kelimelerle kurulmuş deyimleri tanıyacak ve atasözleriyle nasıl okuma pratiği yapabileceğinizi öğreneceksiniz.

Osmanlı döneminde atasözüne ne denirdi?

Atasözü kelimesi bugünkü biçimiyle yaygınlaşmadan önce Türkçede bu tür sözler için farklı adlar kullanılıyordu. Osmanlıca metinlerde en sık karşılaşacağınız terimler şunlardır:

Osmanlıca Okunuş Anlam
آتالر سوزی atalar sözü ataların sözü, atasözü
ضرب مثل darb-ı mesel atasözü (Arapça)
مثل mesel atasözü; örnek, benzetme
امثال emsâl meseller; benzerler
ضروب امثال durûb-ı emsâl atasözleri

Darb-ı mesel Arapça bir tamlamadır ve kelime kelime "örnek vurma, misal getirme" anlamına gelir. Çoğulu durûb-ı emsâl'dir. امثال emsâl kelimesi bugün de "benzerleri, eşleri" anlamında kullanılır: "emsalsiz" (benzersiz) kelimesi buradan gelir.

Türk atasözlerinin yazıya geçirilmesi çok eskiye dayanır. 11. yüzyılda Kâşgarlı Mahmud'un yazdığı Dîvânu Lugâti't-Türk, Türkçe kelimeleri açıklarken sav adı verilen pek çok atasözünü de örnek olarak verir. Osmanlı döneminde atasözlerini bir araya getiren derlemelerin en bilinenlerinden biri ise Tanzimat yazarı İbrahim Şinasi'nin Durûb-ı Emsâl-i Osmâniyye adlı eseridir; ilk baskısı 1863'te yapılmıştır. Şinasi aynı zamanda Osmanlı basın tarihinin önemli isimlerindendir; bu konuyu Osmanlıca gazeteler yazısında bulabilirsiniz.

Osmanlıca atasözleri ve anlamları: tanıdık sözler

Aşağıdaki atasözleri bugün de yaygın olarak bilinen ve kullanılan sözlerdir. Osmanlıca yazılışlar 19. yüzyıl sonu matbu imlasına göre verilmiştir; eski yazma ve baskılarda bazı kelimelerin farklı yazıldığı görülebilir.

Osmanlıca Okunuş Anlam
صبرڭ صوڭی سلامتدر Sabrın sonu selâmettir Sabırla bekleyen sonunda huzura ve kurtuluşa erer
آغاج یاشكن اگیلیر Ağaç yaşken eğilir Eğitim küçük yaşta verilir; insan gençken şekillenir
دوست قره گونده بللی اولور Dost kara günde belli olur Gerçek dost zor zamanda ortaya çıkar
خطاسز قول اولماز Hatasız kul olmaz Her insan hata yapabilir
عجله ایشه شیطان قاریشیر Acele işe şeytan karışır Aceleyle yapılan iş bozuk çıkar
صو اویور دشمن اویومز Su uyur, düşman uyumaz Düşmana karşı her zaman uyanık olmak gerekir
آز اولسون اوز اولسون Az olsun, öz olsun Çokluktan çok kalite önemlidir
بیڭ ایشیت بر سویله Bin işit, bir söyle Çok dinle, az konuş
كاروان یولده دوزولور Kervan yolda düzülür İşler yürürken düzene girer
بیلممك عیب دگل اوگرنممك عیبدر Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıptır Asıl kusur, öğrenmeye çalışmamaktır
درویشڭ فكری نه ایسه ذكری ده اودر Dervişin fikri ne ise zikri de odur İnsan aklındakini diline dolar

Bu tabloyu okurken her satırda hem Türkçe hem Arapça ya da Farsça kelimeler bulunduğunu fark edeceksiniz. صبر sabr, سلامت selâmet, خطا hatâ, عجله acele, شیطان şeytân, عیب ayb, فكر fikr ve ذكر zikr Arapça kelimelerdir. دوست dost, دشمن düşman, كاروان kârvân ve درویش dervîş ise Farsçadır. Atasözlerinin dili, halkın gündelik konuşmasında bu kelimelerin ne kadar yerleşmiş olduğunu gösterir.

Okuma dersindeki atasözleri

Ak akçe kara gün içindir, Sakla samanı gelir zamanı ve Akıl akıldan üstündür atasözlerinin Osmanlıca yazılışlarını ve kelime kelime açıklamalarını okuma metinleri dersinde bulabilirsiniz. Bu üç atasözünü dersteki çözümlemelerle birlikte okumak, bu yazıdaki tabloya geçmeden önce iyi bir hazırlık olur.

Bir atasözünü kelime kelime okumak

Bir atasözünü bütün olarak ezberlemek yerine kelimelerine ayırmak, Osmanlıca okuma becerinizi çok daha hızlı geliştirir. Sabrın sonu selâmettir atasözünü örnek alalım:

Osmanlıca Okunuş Açıklama
صبرڭ sabrın صبر sabır (Arapça) + ڭ ilgi eki -ın
صوڭی sonu صوڭ son (Türkçe) + ی iyelik eki -u
سلامتدر selâmettir سلامت selâmet (Arapça) + در ek-fiil -tir

Bu üç kelimede Osmanlıcanın birçok kuralı bir arada görülür:

  • İlgi eki nef ile yazılır. صبرڭ kelimesinin sonundaki harf, ilgi eki -ın'ı gösteren nef'tir. Bu harf eski Türkçedeki genizden gelen ñ sesinin yazıdaki izidir. Ayrıntıları nef harfi sayfasında bulabilirsiniz.
  • Türkçe kelimede de nef bulunabilir. صوڭ son kelimesi kökünde nef taşır; kelimenin eski telaffuzu soñ idi.
  • Kalın ünlülü Türkçe kelimede sad kullanılır. Son kelimesindeki s sesi sad ile yazılmıştır, çünkü kelime kalın ünlülüdür. Aynı durumu صو su kelimesinde de görürsünüz.
  • Ek-fiil sabit yazılır. Bugün -dır, -dir, -tır, -tir gibi dört farklı biçimde söylenen ek, Osmanlıcada her zaman در ile yazılır. Bu eklerin tamamını Türkçe kelimelerin imlası dersinde bulabilirsiniz.

Aynı yöntemi Ağaç yaşken eğilir atasözüne uygulayalım. آغاج ağaç kelimesi medli elif ile başlar; Türkçe kelimelerin başındaki a sesi genellikle böyle yazılır. یاشكن yaşken kelimesi یاش yaş ile -ken ekinin كن birleşmesidir. اگیلیر eğilir ise eğil- fiilinin geniş zaman çekimidir; kelime başındaki e sesi elif ile, ğ sesi ise kef ya da gef ile gösterilir.

Kalın ve ince sesler: atasözlerinde harf seçimi

Osmanlıcada Türkçe kelimeler yazılırken bazı sesler için kelimenin kalın ya da ince ünlülü olmasına göre farklı harfler seçilir. Atasözleri bu kuralı görmek için iyi örnekler sunar:

Ses Kalın ünlülü kelimede İnce ünlülü kelimede
k kaf: قره kara, قول kul kef: بیلممك bilmemek
s sad: صو su, صوڭ son sin: سویله söyle
t tı: طاتلی tatlı te: ایشیت işit
g/ğ gayın: آغاج ağaç kef/gef: گون gün

Bu kural mutlak değildir; özellikle sin ve te harfleri kalın ünlülü kelimelerde de kullanılabilir ve yazımlar dönemden döneme değişir. Ama kaf ile kef arasındaki ayrım oldukça düzenlidir ve bir kelimenin nasıl okunacağı konusunda güvenilir bir ipucu verir. Bu konuyu bütün ayrıntılarıyla Osmanlıca ince ve kalın harfler yazısında ele aldık.

Latin harfli okunuşla bilinen başka atasözleri

Bazı atasözlerinin Osmanlıca yazılışında kelimelerin farklı biçimleri yaygın olduğu ya da kaynaklar arasında yazım farkı bulunduğu için burada yalnız Latin harfli okunuş ve anlamlarını veriyoruz. Bu atasözlerindeki Arapça ve Farsça kelimelerin yazılışları ise yanlarında yer alıyor.

  • Damlaya damlaya göl olur. Küçük birikimler zamanla büyük bir sonuç verir.
  • Komşu komşunun külüne muhtaçtır. İnsanlar en küçük şeyler için bile birbirine ihtiyaç duyar. محتاج muhtâc: ihtiyacı olan.
  • Ayağını yorganına göre uzat. Harcamalarını gelirine göre ayarla.
  • İşleyen demir ışıldar. Çalışan insan gelişir, körelmez.
  • Söz gümüşse sükût altındır. Bazen susmak konuşmaktan daha değerlidir. سكوت sükût: susma.
  • Ev alma, komşu al. Ev seçerken komşunun kim olduğu evin kendisinden önemlidir.
  • Bir elin nesi var, iki elin sesi var. Dayanışma başarı getirir.
  • Gülü seven dikenine katlanır. Bir şeyi seven, onun zorluklarına da razı olur.
  • Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır. Sabretmek zordur ama sonunda iyi sonuç verir. میوه meyve: Farsça kelime.

Ev alma, komşu al atasözü, Arapçadaki el-câru sümme'd-dâr (önce komşu, sonra ev) sözüyle aynı düşünceyi taşır. Arapça ve Türkçe sözler arasındaki bu tür benzerlikler ve levhalarda yazılan kısa sözler için Osmanlıca güzel sözler yazısına bakabilirsiniz.

Atasözlerindeki eski kelimeler ve anlamları

Atasözleri yüzyıllar boyunca ağızdan ağıza aktarıldığı için içlerinde bugün pek kullanmadığımız kelimeler ya da bugünkünden farklı anlamlar taşıyan kelimeler bulunur. Bir atasözünü tam anlamak için bu kelimelerin eski anlamlarını bilmek gerekir.

Osmanlıca Okunuş Atasözündeki anlamı
آقچه akçe Osmanlı gümüş parası; genel olarak para
قول kul insan (Allah'ın kulu); eskiden köle, hizmetkâr
درویش dervîş tarikata bağlı kişi; alçakgönüllü, kanaatkâr insan
كاروان kârvân birlikte yolculuk eden yük hayvanları ve yolcular
اطلس atlas parlak, değerli bir ipekli kumaş
حلوا helvâ tatlı, helva

Ak akçe kara gün içindir atasözündeki akçe, Osmanlı Devleti'nin uzun süre kullandığı küçük gümüş paranın adıdır. "Ak" sıfatı da gümüşün rengini anlatır. Bu yüzden atasözünün tam anlamı, "değerli ve temiz kazanılmış para, sıkıntılı günler için saklanır" şeklindedir. Hatasız kul olmaz atasözündeki kul ise "Allah'ın kulu, insan" anlamındadır; yani hiçbir insan hatasız değildir.

Sabır ile koruk helva olur atasözündeki koruk, olgunlaşmamış ham üzümdür. Ekşi ve sert olan koruk, zamanla olgunlaşıp tatlı bir meyveye dönüşür; atasözü bu doğal süreci sabrın bir örneği olarak kullanır. Bu tür kelimeleri öğrenmek, atasözlerinin ardındaki gündelik hayatı da görmenizi sağlar.

Konularına göre Osmanlı Türkçesi atasözleri

Atasözleri hayatın hemen her alanına dair bir öğüt taşır. Aynı konuda birden fazla atasözünün bulunması, halkın o konuya verdiği önemi gösterir. Aşağıda en sık işlenen beş konuda bilinen atasözlerini, anlamlarını ve içlerindeki Arapça ya da Farsça kelimelerin Osmanlıca yazılışlarını bulacaksınız.

Bilgi, akıl ve danışma

  • Akıl yaşta değil baştadır. Akıllı olmak yaşla değil, düşünme gücüyle ilgilidir. عقل akl: akıl, Arapça.
  • Bin bilsen de bir bilene danış. Ne kadar bilgili olursan ol, bilen birine danışmaktan çekinme.
  • Danışan dağı aşmış, danışmayan düz yolda şaşmış. Danışarak iş yapan zorlukları aşar; danışmayan en kolay işte bile yanılır.

Bu atasözlerinin ortak öğüdü, kişinin kendi bilgisiyle yetinmemesidir. Osmanlı kültüründe meşveret مشورت (danışma, istişare) önemli bir değer olarak görülürdü; atasözleri bu değeri halk diliyle anlatır.

Sabır

  • Sabreden derviş muradına ermiş. Sabırla bekleyen sonunda isteğine kavuşur. مراد murâd: istek, dilek.
  • Sabır ile koruk helva olur, dut yaprağı atlas olur. Sabırla ham üzüm tatlıya, dut yaprağı (ipek böceği sayesinde) ipekli kumaşa dönüşür. حلوا helvâ ve اطلس atlas (bir tür ipekli kumaş) Arapça kelimelerdir.

Sabır, atasözlerinde en çok işlenen erdemlerden biridir. Sabrın sonu selâmettir atasözüyle birlikte bu sözler, sabrın zor ama sonunda ödüllendirilen bir tutum olduğunu anlatır.

Çalışma ve emek

  • Emek olmadan yemek olmaz. Hiçbir kazanç çaba göstermeden elde edilmez.
  • Bugünün işini yarına bırakma. Yapılması gereken işi ertelememek gerekir.
  • İşleyen demir ışıldar. Sürekli çalışan kişi gelişir ve parlar.

Dostluk ve komşuluk

  • Dost acı söyler. Gerçek dost, hoşa gitmese de doğruyu söyler.
  • Eski dost düşman olmaz. Uzun süren bir dostluk kolay kolay bozulmaz.
  • Bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır. Küçük bir iyilik bile uzun süre unutulmaz. قهوه kahve ve خاطر hâtır Arapça kelimelerdir.

Bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır atasözü, Osmanlı toplumunda kahvenin bir ikram ve misafirlik simgesi olduğunu gösterir. قهوه kelimesinin sonundaki he, e sesini gösterir; kelime Arapçadan gelmiştir.

Söz ve konuşma

  • Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır. Güzel ve yumuşak söz, en zor insanı bile ikna eder.
  • Kılıç yarası geçer, dil yarası geçmez. Kırıcı sözün bıraktığı iz, bedendeki yaradan daha kalıcıdır.
  • Söz gümüşse sükût altındır. Yerinde susmak, konuşmaktan daha değerli olabilir.

Konuşma üzerine söylenmiş atasözlerinin çokluğu dikkat çekicidir. Yunus Emre'nin Söz ola kese savaşı diye başlayan ünlü dizeleri de aynı düşünceyi şiir diliyle anlatır.

Osmanlıca atasözlerini nerelerde görürsünüz?

Atasözleri Osmanlı döneminde yalnızca konuşmada değil, yazıda da sürekli kullanılırdı. Osmanlıca okumaya başladığınızda atasözleriyle şu tür kaynaklarda sıkça karşılaşırsınız:

  • Atasözü derlemeleri. Şinasi'nin Durûb-ı Emsâl-i Osmâniyye adlı eseri gibi derlemeler, atasözlerini tek bir kitapta bir araya getirir. Bu tür kitaplar kısa ve bağımsız cümlelerden oluştuğu için okuma alıştırması açısından çok uygundur.
  • Okul kitapları. 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında basılan okuma kitaplarında atasözleri sık yer alır; çocuklara hem okuma hem ahlak öğretmek için kullanılırdı.
  • Gazete ve mecmualar. Yazarlar görüşlerini desteklemek için yazılarına atasözleri ekler, bazen bir atasözünü başlık olarak kullanırdı.
  • Hikâye ve romanlar. Karakterlerin konuşmalarında atasözleri doğal biçimde geçer ve dönemin gündelik dilini yansıtır.

Bu kaynaklarda atasözlerinin yazılışı her zaman birbirinin aynısı olmayabilir. Bazı yazarlar Türkçe kelimelerdeki ünlüleri daha çok harfle gösterirken bazıları daha az gösterir. Bu farklılıklar okumayı zorlaştırmaz; tersine, aynı sözü farklı yazılışlarla görmek gözünüzü Osmanlıca imlanın esnekliğine alıştırır.

Atasözleri ve deyimler: farkları ve Osmanlıca deyimler

Atasözü ile deyim sık karıştırılır, ama ikisi farklı şeylerdir. Atasözü, genel bir yargı ya da öğüt bildiren, kendi başına tam bir cümle olan kalıplaşmış sözdür: Ağaç yaşken eğilir. Deyim ise bir durumu ya da kavramı çoğunlukla mecazlı biçimde anlatan kalıplaşmış söz grubudur; öğüt vermez ve cümle içinde çekimlenir: hasbihal etmek, pîr aşkına çalışmak.

Osmanlıca kökenli deyimlerin pek çoğu bugün de kullanılır. Bunların içinde yer alan Arapça ve Farsça kelimeleri tanımak, deyimin anlamını anlamayı kolaylaştırır.

Deyim Anahtar kelime Okunuş Deyimin anlamı
hasbihal etmek حسب حال hasb-i hâl dertleşmek, sohbet etmek
malumun ilamı معلوم / اعلام ma'lûm / i'lâm herkesin bildiğini söylemek
pîr aşkına پیر pîr karşılık beklemeden
bîhaber olmak بیخبر bîhaber habersiz olmak
nazar değmek نظر nazar göz değmek
kul hakkı yemek حق hak birinin hakkını çiğnemek
ahdetmek عهد ahd kesin söz vermek, yemin etmek
kıssadan hisse قصه / حصه kıssa / hisse bir olaydan çıkarılan ders

Hasbihal kelimesi Arapça hasb (göre, yeterince) ve hâl (durum) kelimelerinden oluşur; kelime kelime "hâle göre" anlamına gelir ve karşılıklı hal anlatmayı, dertleşmeyi anlatır. Malumun ilamı ise "bilinenin bildirilmesi" demektir: معلوم ma'lûm "bilinen", اعلام i'lâm "bildirme" anlamındadır. Pîr aşkına deyimindeki پیر pîr, Farsçada "yaşlı" ve tasavvufta "tarikat kurucusu, ulu kişi" demektir; deyimin, bir işi hiçbir karşılık beklemeden, yalnızca pîrin, yani saygı duyulan bir ulunun hatırı için yapmak düşüncesinden geldiği kabul edilir.

Kıssadan hisse deyimi, atasözleriyle deyimler arasındaki ilişkiyi de güzel gösterir. قصه kıssa "hikâye", حصه hisse ise "pay" demektir; deyim, "hikâyeden payına düşeni al", yani anlatılan olaydan bir ders çıkar anlamına gelir. Eski hikâye ve fabl kitaplarında anlatının sonunda çoğu zaman bir atasözü ya da öğüt verilir ve buna "kıssadan hisse" denir. Böylece hikâye, atasözünün somut bir örneği haline gelir.

Deyimlerdeki Arapça ve Farsça kelimeler, bu kelimelerin Türkçeye ne kadar derinden yerleştiğini gösterir. Bugün hasbihal, bîhaber ya da kıssadan hisse diyen pek çok kişi bu kelimelerin kökenini düşünmez bile. Osmanlıca öğrendikçe gündelik dilinizdeki bu kelimeleri fark etmeye ve yazılışlarını gözünüzün önüne getirmeye başlarsınız.

Atasözleriyle Osmanlıca okuma pratiği nasıl yapılır?

Atasözleri kısa, tanıdık ve öğretici oldukları için Osmanlıca okuma pratiği için idealdir. Şu sırayı izleyerek çalışabilirsiniz:

  1. Okunuşu kapatın. Tablodaki Osmanlıca sütunu dışındaki sütunları bir kâğıtla kapatın ve atasözünü kendiniz okumaya çalışın.
  2. Önce bildiğiniz kelimeleri bulun. بر bir, ده de, نه ne gibi kısa kelimeleri ve در ekini bulmak, cümlenin geri kalanını tahmin etmenizi kolaylaştırır.
  3. Atasözünü tanımaya çalışın. Birkaç kelimeyi okuduktan sonra atasözü çoğu zaman aklınıza gelir. Bu noktada geri kalan kelimeleri doğrulamak için harfleri tek tek kontrol edin.
  4. Kelimeleri köklerine ayırın. Her kelimede kökü ve ekleri ayırın; yukarıdaki Sabrın sonu selâmettir çözümlemesini örnek alın.
  5. Kendiniz yazın. Atasözünü kâğıda Osmanlıca yazın, sonra tablodaki yazılışla karşılaştırın. Farklılıkları not edin.
  6. Düzenli tekrar edin. Her gün bir iki atasözü çalışmak, birkaç hafta içinde okuma hızınızda belirgin bir fark yaratır.

Atasözleriyle çalışmayı bitirdiğinizde biraz daha uzun metinlere geçmek isteyebilirsiniz. Başlangıç seviyesine uygun kısa cümleler ve okunuşları için Osmanlıca basit okuma metinleri yazısına göz atabilirsiniz. Harf tanıma hızınızı artırmak için alıştırma bölümünü de kullanabilirsiniz.

Atasözleri halkın ortak malıdır; belli bir kişiye ait değildir. Bir atasözünün "Osmanlıca" olması, onun eski yazıyla yazılmış olması demektir. Sözün kendisi çoğu zaman bugün de aynı biçimde yaşamaktadır.

Sık sorulan sorular

Osmanlıca atasözü ne demek?

Osmanlıca atasözü, Türk atasözlerinin Osmanlı döneminde kullanılan Arap harfli yazıyla yazılmış biçimidir. Atasözlerinin büyük bölümü halkın ortak malıdır ve bugün de aynı sözlerle kullanılır; değişen yalnızca yazıdır. Osmanlı döneminde atasözü için atalar sözü, darb-ı mesel ya da kısaca mesel kelimeleri kullanılırdı.

Sabrın sonu selamettir Osmanlıca nasıl yazılır?

Bu atasözü Osmanlıcada صبرڭ صوڭی سلامتدر biçiminde yazılır. صبر (sabır) ve سلامت (selâmet) Arapça kelimelerdir; صوڭ (son) kelimesinde nef harfi kullanılır ve sonundaki در eki -dir ek-fiilidir. Atasözünün anlamı, sabırla bekleyenin sonunda kurtuluşa ve huzura ereceğidir.

Atasözü ile deyim arasındaki fark nedir?

Atasözü, genel bir yargı ya da öğüt bildiren, kalıplaşmış ve kendi başına bir cümle olan sözdür: Ağaç yaşken eğilir. Deyim ise çoğunlukla bir kavramı ya da durumu anlatan kalıplaşmış bir söz grubudur ve öğüt vermez: hasbihal etmek, malumun ilamı. Deyimler cümle içinde çekimlenerek kullanılır.

İlk Osmanlıca atasözü kitabı hangisidir?

Türk atasözlerini derleyen eserlerin en bilinenlerinden biri İbrahim Şinasi'nin Durûb-ı Emsâl-i Osmâniyye adlı derlemesidir; ilk baskısı 1863'te yapılmıştır. Çok daha eski bir kaynak olarak 11. yüzyılda Kâşgarlı Mahmud'un yazdığı Dîvânu Lugâti't-Türk de sav adı verilen pek çok atasözü içerir.

Osmanlıca atasözleri okuma öğrenmek için uygun mudur?

Evet, çok uygundur. Atasözlerinin anlamını zaten bildiğiniz için dikkatinizi tamamen harflere ve yazılışa verebilirsiniz. Kısa olmaları, hem Türkçe hem Arapça kelimeler içermeleri ve ekleri bir arada göstermeleri onları ideal bir başlangıç metni yapar.