Kelimeler
Osmanlıca erkek isimleri ve anlamları: köken, yazılış ve tarih
· 10 dk okuma · Osmanlıca Öğren editörleri
Osmanlıca erkek isimleri büyük ölçüde Arapça kökenlidir: Ahmed احمد "çok övülen", Ali علی "yüce", Selim سلیم "kusursuz, esen", Kemal كمال "olgunluk" anlamına gelir. Bunların yanında Cihangir جهانگیر ve Ferhad فرهاد gibi Farsça, Orhan اورخان ve Tuğrul طغرل gibi Türkçe kökenli isimler de kullanılmıştır. Arapça ve Farsça isimler aslındaki yazılışı korur; Türkçe isimler ise Osmanlıcanın Türkçe imlasıyla yazılır.
Aşağıda eski Osmanlı erkek isimlerini kökenlerine göre gruplayarak her birinin Osmanlıca yazılışını, anlamını ve tarihte kimlerle tanındığını veriyoruz. Bir ismin nasıl yazıldığını kendiniz çözmek isterseniz önce Osmanlıca isim nasıl yazılır yazısındaki kurallara bakabilirsiniz.
Osmanlıca erkek isimleri nereden gelir?
Osmanlı toplumunda bir çocuğa isim vermek dinî ve kültürel bir anlam taşırdı. İsimlerin çoğu peygamberlerin, Hz. Peygamber'in ailesinin ve sahabenin adlarından ya da Allah'ın sıfatlarıyla kurulmuş birleşik isimlerden seçilirdi. Bu yüzden Osmanlı kayıtlarında Mehmed, Ahmed, Ali, Mustafa, Hasan ve Hüseyin gibi isimler çok sık görülür.
Farsça isimler ise daha çok edebiyat ve İran mitolojisi aracılığıyla yayıldı. Şehnâme'nin kahramanları, divan şiirinin aşk hikâyeleri ve Fars hükümdarlarının adları, özellikle saray çevresinde ve şehirli ailelerde tercih edildi. Türkçe isimler erken dönemde, Osmanlı hanedanının ilk kuşaklarında ve beylikler devrinde daha yaygındı; sonraki yüzyıllarda azaldı, 20. yüzyılda yeniden canlandı.
Bu kökenleri bilmek yazım için de önemlidir. Arapça bir isim aslındaki harflerle yazılır; Türkçe söyleyişi değişmiş olsa bile yazı değişmez. Bu nedenle bugün Murat ve Mahmut diye söylenen isimler Osmanlıcada مراد ve محمود biçiminde, sonda dal ile yazılır. Bu konunun ayrıntıları Arapça ve Farsça kelimeler dersinde bulunuyor.
Peygamber ve sahabe isimleri
Osmanlı'da en çok verilen isimlerin önemli bir kısmı Kur'an'da adı geçen peygamberlerin ve sahabenin adlarıdır. Peygamber isimlerinin çoğu Arapçaya İbranice veya Süryanice gibi dillerden geçmiştir; Osmanlıcaya ise Arapça biçimleriyle girmiştir.
| İsim | Osmanlıca yazılış | Köken | Anlamı / tanındığı kişi |
|---|---|---|---|
| İbrahim | ابراهیم | peygamber adı | Hz. İbrahim |
| İsmail | اسماعیل | peygamber adı | Hz. İsmail |
| İshak | اسحاق | peygamber adı | Hz. İshak |
| Yakub | یعقوب | peygamber adı | Hz. Yakub |
| Yusuf | یوسف | peygamber adı | Hz. Yusuf |
| Musa | موسی | peygamber adı | Hz. Musa; sondaki ye â okunur |
| İsa | عیسی | peygamber adı | Hz. İsa |
| Davud | داود | peygamber adı | Hz. Davud |
| Süleyman | سلیمان | peygamber adı | Hz. Süleyman |
| Yahya | یحیی | peygamber adı | Hz. Yahya |
| Ali | علی | Arapça | yüce, yüksek; Hz. Ali |
| Ömer | عمر | Arapça | ömür, hayat ile aynı kökten; Hz. Ömer |
| Osman | عثمان | Arapça | Hz. Osman |
| Hasan | حسن | Arapça | güzel, iyi |
| Hüseyin | حسین | Arapça | küçük güzel; Hasan'ın küçültme biçimi |
| Hamza | حمزه | Arapça | Hz. Peygamber'in amcası Hz. Hamza |
Bu tablodaki isimlerin bir kısmı Osmanlıcaya özgü okuma inceliklerini gösterir. Musa, İsa ve Yahya isimlerinin sonundaki ye i değil uzun â okunur. Ömer ile "ömür" kelimesi aynı harflerle yazılır (عمر); hangisinin kastedildiğini bağlam belirler. Ali, Ömer ve Osman isimleri boğazdan çıkan ayın harfi ile başlar; Türkçede bu ses duyulmadığı için yazımda en çok unutulan harftir.
Ahmed, Mehmed, Mahmud: aynı kökten gelen isimler
Arapçada kelimeler genellikle üç ünsüzlü bir kökten türer. Osmanlı'nın en sevilen isimlerinin birçoğu "övmek" anlamındaki h-m-d (حمد) kökündendir. Kök harfleri ha, mim ve dal her birinde açıkça görülür; değişen yalnızca kalıptır.
| İsim | Osmanlıca yazılış | Kalıp anlamı | Kısaca |
|---|---|---|---|
| Ahmed | احمد | en çok övülen | Hz. Peygamber'in isimlerinden |
| Mehmed / Muhammed | محمد | çok övülmüş | Osmanlı'nın en yaygın erkek ismi |
| Mahmud | محمود | övülmüş | iki padişahın adı |
| Hâmid | حامد | öven, şükreden | |
| Hamîd | حمید | övülmeye layık | Allah'ın isimlerinden |
| Hamdi | حمدی | övgüyle ilgili | 19. yüzyılda yaygınlaştı |
Mehmed ve Muhammed aynı yazılır. Osmanlı geleneğinde Hz. Peygamber'in adı Muhammed, bu adı taşıyan diğer insanlar ise Mehmed diye söylenirdi. Fatih Sultan Mehmed, Mehmed Âkif ve sayısız Mehmed Efendi bu yaygın kullanımın örnekleridir.
Hamdi örneğindeki "-î" eki de üzerinde durmaya değer. Arapçada nispet bildiren bu ek (ی) "-e ait, -le ilgili" anlamı katar. 19. yüzyılda Hilmi حلمی, Sabri صبری, Şükrü شكری, Lütfi لطفی, Hayri خیری, Nuri نوری gibi bu kalıpla kurulmuş isimler çok yaygınlaştı. Bu isimlerin her biri bir erdemi ifade eder: Hilmi yumuşak huylulukla, Sabri sabırla, Şükrü şükürle ilgilidir.
Osmanlı padişahlarının isimleri
Osmanlı tahtına 36 padişah çıkmış ve bu padişahlar toplam 14 farklı isim taşımıştır. Aşağıdaki tablo bu isimlerin yazılışını, kökenini ve kaç padişahın bu ismi taşıdığını gösterir.
| İsim | Osmanlıca yazılış | Köken | Padişah sayısı |
|---|---|---|---|
| Osman | عثمان | Arapça | 3 |
| Orhan | اورخان | Türkçe | 1 |
| Murad | مراد | Arapça, "istenen, dilek" | 5 |
| Bayezid | بایزید | Arapça Ebû Yezîd adından | 2 |
| Mehmed | محمد | Arapça, "övülmüş" | 6 |
| Selim | سلیم | Arapça, "kusursuz, esen" | 3 |
| Süleyman | سلیمان | peygamber adı | 2 |
| Ahmed | احمد | Arapça, "en çok övülen" | 3 |
| Mustafa | مصطفی | Arapça, "seçilmiş" | 4 |
| İbrahim | ابراهیم | peygamber adı | 1 |
| Mahmud | محمود | Arapça, "övülmüş" | 2 |
| Abdülhamid | عبدالحمید | Arapça, "Hamîd'in kulu" | 2 |
| Abdülmecid | عبدالمجید | Arapça, "Mecîd'in kulu" | 1 |
| Abdülaziz | عبدالعزیز | Arapça, "Azîz'in kulu" | 1 |
Tabloya bakınca padişah isimlerinin ne kadar sınırlı bir havuzdan seçildiği görülür. Orhan Gazi'den sonra tahta çıkan padişahların hiçbiri Türkçe bir isim taşımamış, son dönemde ise "abd" ile başlayan birleşik isimler öne çıkmıştır. Son padişah Mehmed VI, tahta çıkmadan önceki adıyla Vahdeddin (Vahîdeddin, وحیدالدین) olarak da bilinir.
İsimlerin yazılışında da öğretici ayrıntılar vardır. Bayezid ismi Arapçadaki "Ebû Yezîd" adının kısalmış bir biçimidir ve Osmanlıcada بایزید diye yazılır; halk ağzında "Beyazıt" söyleyişi yaygınlaşmış, İstanbul'daki semt de bu adla anılmıştır. Selim ismi ise "selâmet" kelimesiyle aynı s-l-m kökündendir; aynı kökten selâm, İslâm ve Müslim kelimeleri de türemiştir. Selim, Selâmi ve Selâmet gibi isimlerin birbirine bu kadar benzemesi bu ortak kökten gelir. Mustafa isminin مصطفی yazılışında sad ve tı harflerinin yan yana gelmesi, Arapça kelimelerde bu harflerin ne kadar sık birlikte görüldüğünün de bir örneğidir.
Padişahların oğullarına verilen isimler de dikkat çekicidir. Kanuni Sultan Süleyman'ın oğulları arasında Mustafa, Mehmed, Selim, Bayezid ve Cihangir vardı; Cihangir Farsça kökenli bir isimdir ve "dünyayı ele geçiren" anlamına gelir. Fatih Sultan Mehmed'in oğlu Cem Sultan'ın adı ise İran efsanelerindeki hükümdar Cemşid'den gelir ve جم diye yazılır.
Abdullah, Nureddin, Hayreddin: birleşik isimler
Osmanlı'da çok sevilen iki birleşik isim kalıbı vardı. Birincisi "kul" anlamındaki "abd" (عبد) kelimesinin Allah'ın isimlerinden biriyle birleşmesidir: Abdullah عبدالله "Allah'ın kulu", Abdurrahman عبدالرحمن "Rahmân'ın kulu", Abdülkadir عبدالقادر "Kâdir'in kulu", Abdülbâki عبدالباقی "Bâkî'nin kulu".
İkincisi "din" kelimesiyle kurulan isimlerdir. Bu isimler aslında birer lakaptır ve dinî bir övgü taşır: Nureddin نورالدین "dinin nuru", Hayreddin خیرالدین "dinin hayrı", Şemseddin شمس الدین "dinin güneşi", Celaleddin جلال الدین "dinin yüceliği", Salahaddin صلاح الدین "dinin iyiliği". Barbaros Hayreddin Paşa ve Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî bu isimlerin tarihte en çok bilinen sahiplerindendir.
Bu isimlerde "el" takısı (ال) hep aynı yazılır ama farklı okunur. Ardından r, n, ş, s, d gibi şemsî harflerden biri gelirse l okunmaz ve sonraki harf ikizleşir: Abdurrahman, Nureddin, Şemseddin. Ardından h, k, m, b gibi kamerî harflerden biri gelirse l okunur: Abdülhamid, Abdülkadir, Abdülmecid. Latin harfli yazımda farklı görünen bu isimler Osmanlıca yazılışta aynı kalıbı paylaşır.
Farsça kökenli erkek isimleri
Farsça isimler Osmanlı'ya özellikle edebiyat yoluyla girdi. Firdevsî'nin Şehnâme'si, Nizâmî'nin hikâyeleri ve divan şiirinin aşk anlatıları bu isimleri tanıdık kıldı. Farsçanın Arapçadan farklı olarak pe, çim, je ve gef harflerine sahip olması, bu isimlerin yazılışında da görülür.
| İsim | Osmanlıca yazılış | Anlamı / kaynağı |
|---|---|---|
| Cihangir | جهانگیر | dünyayı ele geçiren |
| Ferhad | فرهاد | Ferhad ile Şirin hikâyesinin kahramanı |
| Hüsrev | خسرو | hükümdar; Sasani hükümdarlarının adı |
| Behram | بهرام | Sasani hükümdarlarının adı; Merih gezegeni |
| Feridun | فریدون | Şehnâme'deki efsanevi hükümdar |
| Hurşid | خورشید | güneş |
| Cem | جم | efsanevi hükümdar Cemşid |
| Şahin | شاهین | doğan cinsinden yırtıcı bir kuş |
| Nihad | نهاد | yaratılış, tabiat |
| Can | جان | can, ruh |
Hüsrev isminin yazılışı öğreticidir: خسرو biçiminde hı ile başlar ve sondaki vav "ev" diye okunur. Hurşid isminde ise ilk hecedeki u sesi vav ile gösterilir (خورشید); Farsça kelimelerde kısa ünlüler çoğu zaman yazılmadığı için bu her isimde beklenmemelidir. Bu tür ayrıntılar Farsça isimlerin de tahminle değil, bilinen yazılışından öğrenilmesi gerektiğini gösterir.
Türkçe kökenli eski isimler
Türkçe isimler Osmanlı'nın kuruluş döneminde ve Anadolu beylikleri devrinde daha yaygındı. Osman Gazi'nin babası Ertuğrul Gazi, oğlu Orhan Gazi ve kuruluş dönemi kahramanlarının birçoğu Türkçe isimler taşır. Selçuklu sultanlarında da Tuğrul, Alp Arslan ve Kılıç Arslan gibi isimler görülür.
| İsim | Osmanlıca yazılış | Anlamı / tanındığı kişi |
|---|---|---|
| Ertuğrul | ارطغرل | Osman Gazi'nin babası |
| Orhan | اورخان | ikinci Osmanlı hükümdarı |
| Oğuz | اوغوز | Türk boyunun adı |
| Alp | آلپ | yiğit, kahraman |
| Tuğrul | طغرل | doğan cinsinden yırtıcı bir kuş |
| Arslan | ارسلان | aslan |
| Timur | تیمور | demir |
| Aydın | آیدین | aydınlık, parlak |
| Doğan | طوغان | doğan kuşu |
| Turgut | طورغود | Turgut Reis ile tanınır |
Türkçe isimler Osmanlıca imla kurallarına göre yazılır: kalın kelimelerde k için kaf, ğ için gayın, t ve d için çoğunlukla tı kullanılır. Doğan isminin طوغان diye tı ile yazılması bu kuralın tipik örneğidir. Bu isimlerin bazılarının birden fazla tarihî yazılışı bulunur; Ertuğrul örneğin ارطوغرل biçiminde de görülür. Bu kuralları Türkçe kelimelerin imlası dersinde ayrıntılı olarak bulabilirsiniz.
Türkçe isimlerin bir kısmı birden fazla kelimenin birleşmesiyle oluşur. Alp Arslan آلپ ارسلان "yiğit aslan", Kılıç Arslan قلیچ ارسلان "kılıç gibi aslan" anlamına gelir. Bu tür isimlerde her kelime kendi yazılışını korur ve aralarına boşluk bırakılır. 20. yüzyılda Türkçe isimlere ilginin artmasıyla Oğuz, Alp, Aydın, Tuğrul gibi isimler yeniden yaygınlaştı; bu isimlerin Osmanlıca yazılışını ararken yukarıdaki tarihî biçimleri esas almak en güvenli yoldur. Tarihî bir karşılığı bulunmayan yeni Türkçe isimler için ise kurala dayalı bir yazım yapılabilir.
19. yüzyılın erkek isimleri: Kemal, Ziya, Fuad
Tanzimat'tan sonraki dönemde, özellikle şehirli ailelerde, anlamı soyut bir erdem ya da güzellik bildiren Arapça isimler yaygınlaştı. Bu dönemin yazar ve devlet adamları bu isimlerin en bilinen taşıyıcılarıdır: Namık Kemal, Ziya Paşa, Tevfik Fikret, Fuad Paşa, Ahmed Cevdet Paşa.
| İsim | Osmanlıca yazılış | Anlamı |
|---|---|---|
| Kemal | كمال | olgunluk, mükemmellik |
| Cemal | جمال | güzellik |
| Celal | جلال | ululuk, büyüklük |
| Namık | نامق | yazan, yazı yazan |
| Ziya | ضیا | ışık, aydınlık |
| Fuad | فؤاد | gönül, yürek |
| Tevfik | توفیق | başarı, işlerin yolunda gitmesi |
| Fikret | فكرت | düşünce |
| Cevdet | جودت | iyilik, mükemmellik |
| Şevket | شوكت | heybet, güç |
| Rıza | رضا | hoşnutluk |
| İzzet | عزت | ululuk, değer |
| Kâmil | كامل | olgun |
| Sadık | صادق | doğru sözlü, sadık |
| Necib | نجیب | soylu, temiz yaratılışlı |
Bu isimlerden -et ile bitenler (Cevdet, Şevket, İzzet, Fikret) Osmanlıcada sonda te ile yazılır. Ziya isminin ilk harfi dad (ض), Sadık isminin ilk harfi sad (ص) harfidir; Türkçede z ve s okunan bu harfler yalnızca Arapça kelimelerde bulunur. Sad harfi sayfasında bu harfin geçtiği diğer kelimeleri görebilirsiniz.
Şairlerin mahlasları
Divan şairleri gerçek adlarının yanında bir mahlas, yani şiirde kullandıkları takma ad taşırdı. Bu mahlaslar sonradan isim olarak da verildi. Fuzûlî'nin asıl adı Mehmed bin Süleyman'dır; mahlası فضولی biçiminde yazılır. Bâkî'nin adı Mahmud Abdülbâki'dir; mahlası باقی "kalıcı" anlamına gelir. Lâle Devri şairi Nedîm'in adı Ahmed'dir; mahlası ندیم "sohbet arkadaşı" demektir.
Murat mı Murad mı? Bugünkü yazım ile Osmanlıca okunuş
Eski erkek isimlerini bugün Latin harfleriyle yazarken iki farklı biçimle karşılaşırsınız: Murat ve Murad, Recep ve Receb, Necip ve Necib. Bu fark, Arapça kökenli isimlerin sonundaki d, b ve c gibi tonlu ünsüzlerin Türkçede zamanla t, p ve ç'ye dönüşmesinden kaynaklanır. Osmanlıca yazı bu değişimi izlemez; ismin aslındaki harfi korur. Bu yüzden tarihî metinlerin Latin harfli aktarımlarında, özellikle bilimsel yayınlarda, çoğunlukla "Murad", "Mehmed", "Receb" gibi aslına yakın biçimler tercih edilir. Gündelik yazımda ise "Murat", "Mehmet", "Recep" biçimleri yerleşmiştir. İki yazım da kendi bağlamında doğrudur.
| Bugünkü yazım | Aslına yakın okunuş | Osmanlıca yazılış | Son harf |
|---|---|---|---|
| Ahmet | Ahmed | احمد | dal |
| Murat | Murâd | مراد | dal |
| Halit | Hâlid | خالد | dal |
| Reşit | Reşîd | رشید | dal |
| Recep | Receb | رجب | be |
| Necip | Necîb | نجیب | be |
| Ragıp | Râgıb | راغب | be |
| Yakup | Yakub | یعقوب | be |
Bu tablo aynı zamanda isim yazarken sık yapılan bir hatayı da gösterir: bugünkü yazımdaki t ya da p harfini Osmanlıcaya ت ya da پ olarak aktarmak. Halit ismini خالت, Recep ismini رجپ diye yazmak yanlıştır; doğru yazılışlar خالد ve رجب biçimindedir. Recep isminin aynı zamanda hicri takvimdeki bir ayın adı olduğunu da hatırlatalım; bu ayda doğan çocuklara bu ismin verilmesi yaygın bir gelenekti. Ramazan رمضان ve Şaban شعبان isimleri de aynı gelenekten gelir.
Osmanlı'da çocuğa isim nasıl konurdu?
Osmanlı toplumunda isim koyma, dinî bir anlam taşıyan küçük bir törenle yapılırdı. Yaygın gelenekte doğumdan kısa süre sonra aile büyüklerinden biri ya da bir din görevlisi bebeği kucağına alır, kulağına ezan ve kamet okur, ardından konulan ismi üç kez söylerdi. Bu gelenek bugün de birçok ailede sürmektedir. İsim, çoğunlukla babanın ya da aile büyüğünün tercihiyle belirlenir; Kur'an'da geçen bir isim, bir peygamberin ya da sahabenin adı ya da güzel anlamlı bir kelime seçilirdi. Ayrıca halk arasında doğumla birlikte konan ve "göbek adı" denen ikinci bir isimden de söz edilir.
İsim seçiminde aile büyüklerinin adını yaşatmak önemli bir yer tutardı. Bir dedenin, babanın ya da vefat etmiş bir yakının adı yeni doğan çocuğa verilir, böylece aynı isimler kuşaklar boyunca tekrar ederdi. Bu durum, aynı ailede birden çok Mehmed ya da Ahmed bulunmasına yol açar; ayrım da lakaplar ve unvanlarla yapılırdı.
Çifte isim kullanımı da yaygındı. Mehmed Ali, Ahmed Cevdet, Mehmed Âkif, Ali Rıza, Hasan Fehmi gibi örneklerde ilk isim çoğunlukla Mehmed, Ahmed, Ali, Hasan gibi dinî bir isimdir; ikinci isim ise kişinin gündelik hayatta anıldığı isim olabilir. Bu yüzden Osmanlı belgelerinde bir kişiyi ararken iki ismin de ayrı ayrı geçebileceğini hesaba katmak gerekir. Osmanlıcada bu çifte isimler arasına boşluk bırakılarak yazılır: محمد عاكف, احمد جودت.
Unvanlar ve lakaplar: Bey, Efendi, Ağa, Paşa
Osmanlı'da soyadı yoktu; soyadı uygulaması 1934 tarihli Soyadı Kanunu ile başladı. Bu yüzden Osmanlı belgelerinde bir erkek ismi çoğunlukla bir unvan, lakap, baba adı ya da memleket bilgisiyle birlikte geçer. İsimleri okuyabilmek için bu unvanları da tanımak gerekir.
| Unvan | Osmanlıca yazılış | Kullanımı |
|---|---|---|
| Bey | بك | ileri gelenler, askerî ve idari görevliler |
| Efendi | افندی | okumuş kişiler, din ve kalem erbabı |
| Ağa | آغا | askerî ve saray görevlileri, eşraf |
| Paşa | پاشا | en yüksek rütbeli devlet adamları |
| Çelebi | چلبی | kibar, okumuş kişi; şehzadeler için de |
| Hoca | خواجه | öğretmen, din bilgini |
| Hacı | حاجی | hacca gitmiş kişi |
| Hâfız | حافظ | Kur'an'ı ezberlemiş kişi |
| -zâde | زاده | "oğlu"; aile adı gibi kullanılır |
"Bey" unvanının بك diye kef ile yazılması dikkat çekicidir; kelimenin eski söyleyişi "beg" idi. "Hoca" kelimesi ise Farsça "hâce" kelimesinden gelir ve خواجه diye, hı ile elif arasında okunmayan bir vavla yazılır. Kâtib Çelebi, Evliya Çelebi gibi tanınmış isimler, unvanların zamanla kişinin adının bir parçası hâline geldiğini gösterir.
İsimleri yazılışlarıyla tanımak, Osmanlıca belge ve kitabe okurken büyük kolaylık sağlar. Mezar taşlarında, vakfiyelerde ve kayıt defterlerinde aynı isimler tekrar tekrar karşınıza çıkar. Kadın isimlerini merak ediyorsanız Osmanlıca kız isimleri yazısına, bir ismin sayısal değerini hesaplamak istiyorsanız ebced hesabı yazısına göz atabilirsiniz. Harfleri tanımakta zorlanıyorsanız Osmanlıca alfabe sayfası iyi bir başlangıç noktasıdır.
Sık sorulan sorular
Osmanlı'da en çok kullanılan erkek isimleri hangileridir?
Osmanlı kayıtlarında Mehmed, Ahmed, Ali, Mustafa, Hasan, Hüseyin, İbrahim ve Osman gibi isimler çok sık görülür. Bu isimlerin çoğu Hz. Peygamber'in, ailesinin, sahabenin ya da peygamberlerin adlarıdır ve Arapça kökenlidir.
Osmanlı padişahlarının isimleri nelerdir?
36 Osmanlı padişahı toplam 14 farklı isim taşımıştır: Osman, Orhan, Murad, Bayezid, Mehmed, Selim, Süleyman, Ahmed, Mustafa, İbrahim, Mahmud, Abdülhamid, Abdülmecid ve Abdülaziz. En çok kullanılan isim altı padişahla Mehmed'dir.
Eski Türkçe kökenli Osmanlı erkek isimleri var mı?
Evet. Orhan, Oğuz, Alp, Tuğrul, Arslan, Aydın, Timur ve Turgut gibi isimler Türkçe kökenlidir. Bu isimler özellikle erken dönemde ve beylikler devrinde yaygındı; sonraki yüzyıllarda Arapça ve Farsça isimler ağırlık kazandı.
Mehmet ile Muhammed aynı isim mi?
Evet, ikisi de Osmanlıcada محمد diye aynı yazılır ve 'övülmüş' anlamına gelir. Osmanlı geleneğinde Hz. Peygamber için Muhammed, bu adı taşıyan diğer kişiler için Mehmed söylenişi tercih edilirdi.
Osmanlı'da soyadı var mıydı?
Hayır, soyadı 1934 tarihli Soyadı Kanunu ile zorunlu hâle geldi. Osmanlı döneminde kişiler baba adı, lakap, meslek, memleket veya Bey, Efendi, Ağa, Paşa gibi unvanlarla ayırt edilirdi; bazı aileler '-zâde' ekiyle anılırdı.