Osmanlıca Öğrenعثمانلیجه

Edebiyat

Divan edebiyatı nazım şekilleri: Gazelden rubaiye bütün biçimler

· 10 dk okuma · Osmanlıca Öğren editörleri

Divan edebiyatı nazım şekilleri, beyitle kurulanlar ve bentle kurulanlar olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Beyitle kurulan başlıca şekiller gazel, kaside, mesnevi, kıta, rubai ve tuyuğdur; bentle kurulanlar ise murabba, şarkı, muhammes, müseddes, terkib-i bend ve terci-i bend gibi şekillerdir. Bunların içinde en yaygını gazeldir; uzun anlatılar için mesnevi, övgü ve dinî şiirler için kaside tercih edilmiştir.

Aşağıda her nazım şeklinin yapısını, kafiye düzenini ve tanınmış örneklerini bulacaksınız. Ayrıca bu şekillerin adlarının Osmanlıca yazılışlarını, divan şiirini okurken karşılaşacağınız temel terimleri ve nazım şekli ile nazım türü arasındaki farkı ele alacağız.

Divan edebiyatı nedir ve nazım şekilleri neden önemlidir?

Divan edebiyatı, Anadolu'da kabaca 13. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar süren, Arap ve Fars edebiyatlarının biçim ve kavramlarından beslenen yazılı şiir geleneğidir. Adını, şairlerin şiirlerini bir araya topladıkları esere verilen دیوان dîvân adından alır. Bu şiirin ölçüsü aruz, temel birimi ise iki dizeden oluşan beyittir.

Divan şiirinde biçim, şiirin kimliğinin bir parçasıdır. Bir şairin divanı açıldığında şiirler rastgele dizilmez; çoğunlukla önce kasideler, ardından gazeller, sonra diğer şekiller gelir. Gazeller de kafiyelerinin son harfine göre elifba sırasıyla dizilir. Bu düzen, okuyucunun bir şiiri ararken nereye bakacağını bilmesini sağlardı.

Bu sıralama kurallarına uygun düzenlenmiş divanlara mürettep divan denir. Her harfle biten kafiyeden en az bir gazel bulunması beklenirdi; bu da şairin ustalığını göstermenin bir yoluydu. Bazı şairler ise yalnızca tek bir şekle ağırlık vermiş, örneğin rubailerini ayrı bir eserde toplamıştır. Divan, bu anlamda bir şairin bütün sanat hayatının özeti gibidir: hangi şekilleri sevdiğini, hangi konulara yöneldiğini ve kimlere şiir yazdığını tek bir ciltte gösterir.

Nazım şekillerini tanımak bu yüzden iki açıdan önemlidir. Birincisi, bir şiirin hangi şekle ait olduğunu bilmek onun konusunu ve yapısını önceden tahmin etmenizi sağlar: bir kaside büyük ihtimalle bir övgü içerir, bir mesnevi bir hikâye anlatır. İkincisi, divan şiirini Osmanlıca aslından okumaya başladığınızda başlıklarda ve bölüm adlarında bu terimlerle sık sık karşılaşırsınız.

Beyit, mısra ve kafiye

Divan şiirinin dilini anlamak için birkaç temel terimi bilmek gerekir:

  • Mısra مصراع mısrâ': tek bir dize.
  • Beyit بیت beyt: iki mısradan oluşan ve çoğunlukla kendi başına bir anlam bütünlüğü taşıyan birim.
  • Kafiye قافیه kâfiye: dize sonlarındaki ses benzerliği.
  • Redif ردیف redîf: kafiyeden sonra gelen ve dize sonlarında aynen tekrarlanan ek, kelime ya da kelime grubu.
  • Matla' مطلع: gazel ve kasidede iki mısraı birbiriyle kafiyeli ilk beyit.
  • Makta' مقطع: gazel ve kasidenin son beyti; şairin mahlasının geçtiği yer.
  • Mahlas مخلص: şairin şiirlerinde kullandığı takma ad (Fuzûlî, Bâkî, Nedîm gibi).

Beyitle kurulan nazım şekilleri

Gazel

غزل Gazel, divan şiirinin en sevilen ve en çok yazılan nazım şeklidir. Genellikle 5 ile 15 beyit arasında yazılır. Kafiye düzeni aa, ba, ca, da... biçimindedir: ilk beytin iki mısraı birbiriyle, sonraki beyitlerin ikinci mısraları da ilk beyitle kafiyelidir.

Gazelin temel konuları aşk, sevgilinin güzelliği, ayrılık acısı, şarap ve tabiattır. Beyitler çoğu zaman birbirinden bağımsız anlamlar taşır; bütün beyitleri aynı konuyu işleyen gazellere yek-âhenk gazel denir. Gazelin en güzel beytine beytü'l-gazel ya da şâh beyit adı verilir.

Divan şairleri gazelde farklı tavırlar geliştirmiştir. Konularına göre gazeller şöyle gruplanabilir:

  • Âşıkâne gazel: Aşkın acısını ve sevgiliye duyulan özlemi işler. Fuzûlî bu tarzın en büyük temsilcisi kabul edilir.
  • Rindâne gazel: Dünyaya aldırmayan, hayatın tadını çıkaran bir rint tavrını yansıtır. Bâkî'nin gazellerinde bu tavır sık görülür.
  • Hikemî gazel: Öğüt ve hayat felsefesi verir. 17. yüzyıl şairi Nâbî bu tarzıyla tanınır.
  • Şûhâne gazel: Neşeli, oyunbaz bir aşk anlayışını yansıtır; 18. yüzyılda Nedîm'in gazelleri bu tarzın örneğidir.

Kaside

قصیده Kaside, gazelle aynı kafiye düzenine sahip, ama ondan çok daha uzun ve törensel bir şekildir. Genellikle 33 ile 99 beyit arasında yazıldığı söylenir; daha kısa ve daha uzun örnekler de vardır. Kaside çoğunlukla bir padişahı, devlet büyüğünü ya da dinî bir şahsiyeti övmek için yazılır.

Klasik bir kaside şu bölümlerden oluşur:

  1. Nesib ya da teşbib: Giriş bölümüdür. Bahar, kış, bayram, Ramazan gibi bir konu tasvir edilir. Kasideler bu bölümün konusuna göre ad alır: bahâriyye (bahar), şitâiyye (kış), ıydiyye (bayram), ramazâniyye (Ramazan).
  2. Girizgâh: Girişten asıl konuya geçilen beyit.
  3. Methiye: Övülen kişinin niteliklerinin anlatıldığı bölüm; kasidenin ana gövdesi.
  4. Fahriye: Şairin kendi şairliğini övdüğü bölüm.
  5. Dua: Övülen kişi için iyi dileklerin sıralandığı bitiş bölümü.

Kasideler konularına göre de ad alır. Allah'ın birliğini anlatan kasideye tevhid, Allah'a yakarışı işleyene münâcât, Hz. Muhammed'i övene na't, bir büyüğü övene methiye, bir ölümün ardından yazılana mersiye, yerme amaçlı olana hicviye denir.

Kaside denince akla gelen ilk şair 17. yüzyılda yaşamış Nef'î'dir; övgüdeki gücüyle "kaside üstadı" olarak anılır. Fuzûlî'nin na't türündeki "Su Kasidesi" ise redifi "su" olan ve Türk edebiyatının en tanınmış kasidelerinden biridir. Bu kasidenin ilk beyti şöyledir:

Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su

Beyitte şair gözüne, gönlündeki ateşlere gözyaşı dökmemesini söyler; çünkü bu kadar alevlenmiş ateşlere suyun çare olmayacağını anlatır. Eşk gözyaşı, od ateş, bu denlü bu kadar anlamına gelir.

Mesnevi

مثنوی Mesnevi, her beytin kendi içinde kafiyeli olduğu nazım şeklidir: aa, bb, cc, dd... Bu düzen şaire büyük bir serbestlik tanır; tek bir kafiyeyi yüzlerce beyit boyunca sürdürmek gerekmediği için binlerce beyitlik eserler yazılabilir. Bu yüzden mesnevi, divan edebiyatında hikâye anlatmanın, öğüt vermenin ve dinî-tasavvufi düşünceleri işlemenin başlıca aracı olmuştur.

Mesneviler genellikle aruzun kısa kalıplarıyla yazılır. Klasik bir mesnevi tevhid, münâcât, na't gibi giriş bölümleriyle başlar, ardından eserin yazılış sebebini anlatan bir bölüm (sebeb-i telif) gelir, sonra asıl hikâyeye geçilir.

Tanınmış mesnevilerden bazıları:

  • Mevlânâ'nın Mesnevî'si: Farsça yazılmış tasavvufi bir eserdir; Türk kültüründe "Mesnevî" denince ilk akla gelen eser budur.
  • Süleyman Çelebi'nin Vesîletü'n-Necât'ı: Halk arasında Mevlid olarak bilinir; 1409'da tamamlanmıştır ve Hz. Muhammed'in doğumunu anlatır.
  • Fuzûlî'nin Leylâ vü Mecnûn'u: 16. yüzyılda yazılmış, Leylâ ile Mecnûn'un aşkını anlatan ve Türk edebiyatının en ünlü mesnevilerinden biri olan eser.
  • Şeyh Gâlib'in Hüsn ü Aşk'ı: 1783'te yazılmış, tasavvufi bir aşk hikâyesini sembolik bir dille anlatan eser; divan şiirinin son büyük mesnevilerinden biri sayılır.
  • Nâbî'nin Hayriyye'si: Şairin oğluna öğütlerini içeren ahlaki bir mesnevi.

Bir şairin beş mesneviden oluşan dizisine hamse denir. Bu geleneği Fars şairi Nizâmî-i Gencevî başlatmış; Türk edebiyatında Çağatay sahasında Ali Şîr Nevâyî, Osmanlı sahasında 17. yüzyılda Nev'îzâde Atâyî hamse sahibi şairler arasındadır.

Kıt'a

قطعه Kıt'a, en az iki beyitten oluşan ve ilk beyti kafiyesiz olan (matla'sı bulunmayan) bir şekildir. Kafiye düzeni xa, xa, xa... biçimindedir. Genellikle bir düşünceyi, bir eleştiriyi ya da bir öğüdü kısa ve etkili biçimde söylemek için kullanılır. Tarih düşürme amacıyla yazılan şiirler de çoğu zaman kıt'a şeklindedir.

Rubai

رباعی Rubai, iki beyitten, yani dört mısradan oluşan ve kendi başına bir bütün olan şiirdir. Kafiye düzeni genellikle aaxa, bazen aaaa biçimindedir. Rubainin en belirgin özelliği ölçüsüdür: aruzun hezec bahrinin ahreb ve ahrem adlı kollarından türeyen ve geleneksel olarak 24 olduğu kabul edilen özel kalıplarla yazılır.

Rubai İran edebiyatında doğmuş ve Ömer Hayyâm'ın rubaileriyle dünyaca tanınmıştır. Osmanlı şairleri arasında rubaileriyle en çok anılan isim 17. yüzyılda yaşamış Azmîzâde Hâletî'dir. Rubailer genellikle felsefi, tasavvufi ya da hikemî düşünceleri yoğun bir dille ifade eder; dördüncü mısra çoğu zaman şiirin vurucu sonucunu taşır.

Tuyuğ

Tuyuğ, Türklere özgü bir nazım şeklidir ve divan edebiyatına Türklerin kazandırdığı başlıca şekil sayılır. Rubai gibi dört mısradan oluşur ve kafiye düzeni genellikle aaxa'dır. Ancak rubaiden farklı olarak çoğunlukla Fâilâtün Fâilâtün Fâilün kalıbıyla yazılır ve kafiyelerde cinaslı (yazılışı aynı, anlamı farklı) kelimeleri sever. Tuyuğun en tanınmış temsilcileri 14. yüzyıl şairleri Kadı Burhâneddin ve Nesîmî'dir.

Bentle kurulan nazım şekilleri

Bentle kurulan şekillerde şiirin birimi beyit değil, belirli sayıda mısradan oluşan benttir. Bentteki mısra sayısı şeklin adını verir.

Murabba, muhammes ve müseddes

  • Murabba مربع murabba': Dört mısralık bentlerden oluşur. Genellikle aaaa, bbba, ccca biçiminde kafiyelenir; her bendin son mısraı ilk bendin kafiyesine bağlanır.
  • Muhammes مخمس muhammes: Beş mısralık bentlerden oluşur (aaaaa, bbbba...). Bir şairin başka bir şairin gazelinin her beytinin önüne üç mısra ekleyerek kurduğu muhammese tahmis denir; bu, sevilen bir gazele saygı göstermenin yaygın bir yoluydu.
  • Müseddes مسدس müseddes: Altı mısralık bentlerden oluşur.

Şarkı

شرقی Şarkı, bestelenmek amacıyla yazılan ve genellikle dört mısralık bentlerden oluşan bir şekildir. Murabbaya benzer, ama her bendin son mısraı (bazen ikinci mısraı da) nakarat olarak tekrarlanır. Şarkı en parlak dönemini 18. yüzyılda, Lâle Devri'nin şairi Nedîm'le yaşamıştır. Nedîm'in şarkıları İstanbul'un gündelik hayatını, gezinti yerlerini ve eğlencelerini canlı bir dille anlatır.

Terkib-i bend ve terci-i bend

تركیب بند Terkîb-i bend ve ترجیع بند terci-i bend, gazel gibi kafiyelenen beyit gruplarının (hâne) ardından gelen bir "vasıta beyti" ile bağlanmasıyla kurulur. Aradaki fark vasıta beytindedir:

  • Terkib-i bend'de her bendin sonundaki vasıta beyti farklıdır.
  • Terci-i bend'de vasıta beyti her bendin sonunda aynen tekrarlanır.

Bu şekiller derin duygular ve felsefi düşünceler için tercih edilmiştir. Bâkî'nin Kanûnî Sultan Süleyman'ın ölümü üzerine yazdığı ünlü mersiye bir terkib-i benddir. 19. yüzyılda Ziya Paşa, biri terkib-i bend, öteki terci-i bend şeklinde iki ünlü şiir yazmıştır.

Müstezat

مستزاد Müstezâd, "artırılmış" demektir. Gazel ya da rubai gibi bir şeklin mısralarının sonuna, aynı ölçünün kısa bir parçasıyla yazılmış ek dizeler (ziyade) getirilerek kurulur. Ek dizeler hem anlamı tamamlar hem de şiire ritmik bir çeşitlilik katar.

Nazım şekilleri yüzyıllar içinde nasıl değişti?

Divan edebiyatının nazım şekilleri yüzyıllar boyunca büyük ölçüde aynı kalmıştır; değişen, bu şekillerin hangilerinin daha çok sevildiği ve içlerine nasıl bir dil ve konu yerleştirildiğidir.

14. ve 15. yüzyıllar Anadolu'da divan şiirinin kurulduğu dönemdir. Bu dönemde mesnevi çok güçlüdür: Süleyman Çelebi'nin Mevlid'i, Ahmedî'nin İskendernâme'si ve Şeyhî'nin Hüsrev ü Şîrîn'i bu yüzyıllarda yazılmıştır. Kadı Burhâneddin ve Nesîmî tuyuğun en güzel örneklerini verir. 15. yüzyılın ikinci yarısında Ahmed Paşa ve Necâtî gazelde ustalaşan şairler arasında yer alır.

16. yüzyıl divan şiirinin "klasik" çağı sayılır. Bâkî gazelde ve terkib-i bendde, Fuzûlî ise hem gazelde hem de Leylâ vü Mecnûn mesnevisiyle zirveye ulaşır. Gazel bu dönemde en gözde şekil olarak yerini sağlamlaştırır.

17. yüzyılda kaside Nef'î ile, hikemî gazel Nâbî ile öne çıkar. Bu yüzyılda bazı şairler, ince ve girift hayallerle yüklü olan ve "Hint üslubu" (sebk-i Hindî) diye anılan bir anlatım tarzını benimser.

18. yüzyılda Lâle Devri'nin havası şiire yansır. Nedîm şarkıyı divan şiirinin gözde şekillerinden biri hâline getirir, gazelde de gündelik hayatın renklerini kullanır. Yüzyılın sonunda Şeyh Gâlib, Hüsn ü Aşk ile mesnevi geleneğine son büyük eserlerinden birini kazandırır.

19. yüzyılda Tanzimat dönemi şairleri eski şekilleri büsbütün bırakmaz, ama içlerine yeni konular yerleştirir. Ziya Paşa'nın terkib-i bend ve terci-i bendi toplum ve hayat üzerine düşünceler taşır; Namık Kemal'in Hürriyet Kasidesi, kaside şeklini övgü yerine özgürlük ve vatan düşüncesini işlemek için kullanır. Böylece divan şiirinin şekilleri, kendi çağının sona erdiği dönemde bile yeni fikirlerin taşıyıcısı olmaya devam eder.

Nazım şekilleri karşılaştırma tablosu

Şekil Birim Uzunluk Kafiye düzeni Tanınmış temsilci
Gazel beyit genellikle 5–15 beyit aa ba ca... Fuzûlî, Bâkî, Nedîm
Kaside beyit genellikle 33–99 beyit aa ba ca... Nef'î, Fuzûlî, Bâkî
Mesnevi beyit sınırsız, çoğu zaman binlerce beyit aa bb cc... Fuzûlî, Şeyh Gâlib, Süleyman Çelebi
Kıt'a beyit en az 2 beyit xa xa... birçok şair
Rubai beyit 2 beyit (4 mısra) aaxa Azmîzâde Hâletî
Tuyuğ beyit 2 beyit (4 mısra) aaxa Kadı Burhâneddin, Nesîmî
Murabba bent 4 mısralık bentler aaaa bbba... birçok şair
Şarkı bent 4 mısralık bentler, nakaratlı murabbaya benzer Nedîm
Muhammes bent 5 mısralık bentler aaaaa bbbba... birçok şair
Terkib-i bend bent hâne + değişen vasıta beyti gazel gibi + vasıta Bâkî, Ziya Paşa
Terci-i bend bent hâne + tekrarlanan vasıta beyti gazel gibi + vasıta Ziya Paşa

Nazım şekli ile nazım türü arasındaki fark

"Nazım türleri" ifadesi çoğu zaman nazım şekilleriyle karıştırılır. Aradaki fark basittir: şekil şiirin dış yapısını, tür ise konusunu anlatır.

  • Nazım şekli: Beyit ya da bent sayısı, kafiye düzeni ve bazen ölçü. Gazel, kaside, mesnevi, rubai, murabba birer şekildir.
  • Nazım türü: Şiirin konusu ve amacı. Tevhid (Allah'ın birliği), münâcât (Allah'a yakarış), na't (Hz. Muhammed'e övgü), methiye (övgü), mersiye (ağıt), hicviye (yergi), hasbihâl (dertleşme) birer türdür.

Bir tür, farklı şekillerle yazılabilir. Örneğin mersiye hem kaside hem terkib-i bend şeklinde yazılmıştır; Bâkî'nin Kanûnî mersiyesi terkib-i bend şeklinde bir mersiyedir. Benzer biçimde na't türü kaside şeklinde (Fuzûlî'nin Su Kasidesi gibi) ya da gazel şeklinde yazılabilir. Bu ayrımı akılda tutmak, edebiyat kaynaklarında karşılaşacağınız sınıflandırmaları anlamayı kolaylaştırır.

Divan şiirini Osmanlıca aslından okumak

Divan şiirini Latin harfli çeviri yazılarla okumak mümkündür, ama Osmanlıca aslından okumak şiirin dokusunu çok daha iyi hissettirir. Kafiyelerin yazıdaki görünümü, redifin her beyitte aynı harflerle tekrarlanması, mahlasın makta' beytinde nasıl yerleştirildiği orijinal metinde daha açık görülür.

Bu metinleri okumak için birkaç hazırlık gerekir:

  1. Matbu metin okuma becerisi. Divanların çoğu el yazması olarak günümüze ulaşmış, bir kısmı da 19. yüzyılda basılmıştır. Önce matbu metinleri rahat okuyabilmek gerekir. Osmanlıcaya hangi noktada olduğunuzu görmek isterseniz Osmanlıca seviyeleri yazımız yol gösterebilir.
  2. Arapça ve Farsça söz varlığı. Divan şiirinin dili yoğun biçimde Arapça ve Farsça kelimelerle örülüdür. Arapça ve Farsça kelimeler dersi temel kalıpları tanıtır.
  3. Tamlamalar. Kayd-ı nâm u neng gibi zincirleme tamlamalar divan şiirinin karakteristik özelliğidir. Tamlamalar ve izafet dersi bu yapıları çözmeyi öğretir.
  4. Aruz bilgisi. Bir beyti doğru okumak için çoğu zaman ölçüyü de bilmek gerekir; uzun ve kısa heceler şiirin hem ritmini hem de bazen kelimenin okunuşunu belirler. Bu konuyu aruz ölçüsü yazımızda ayrıntılı olarak ele alıyoruz.

Divan şiirinde sık geçen ve şiir sevenlerin bugün de kullandığı aşk ve gönül kelimelerini merak ediyorsanız Osmanlıca aşk kelimeleri yazımıza da göz atabilirsiniz.

Özetle: Divan edebiyatında nazım şekilleri beyitle (gazel, kaside, mesnevi, kıt'a, rubai, tuyuğ) ve bentle (murabba, şarkı, muhammes, müseddes, terkib-i bend, terci-i bend) kurulanlar olarak ikiye ayrılır. Gazel en yaygın, mesnevi en uzun, kaside en törensel, tuyuğ ise Türklere özgü şekildir.

Sık sorulan sorular

Divan edebiyatında en çok kullanılan nazım şekli hangisidir?

Divan şiirinde en yaygın nazım şekli gazeldir. Şairlerin divanlarında gazeller çoğunlukla en kalabalık bölümü oluşturur. Kaside ve mesnevi de çok kullanılmış, ama gazel kadar yaygınlaşmamıştır.

Gazel ile kaside arasındaki fark nedir?

İkisi de beyitlerle yazılır ve aynı kafiye düzenine (aa, ba, ca...) sahiptir. Gazel genellikle 5–15 beyit arasıdır ve aşk, şarap, tabiat gibi konuları işler. Kaside daha uzundur, genellikle bir büyüğü övmek ya da dinî bir konu için yazılır ve nesib, girizgâh, methiye, fahriye, dua gibi bölümlerden oluşur.

Mesnevi neden uzun hikâyeler için tercih edilmiştir?

Mesnevide her beyit kendi içinde kafiyelidir (aa, bb, cc...). Şair bütün şiir boyunca aynı kafiyeyi sürdürmek zorunda kalmadığı için binlerce beyitlik anlatılar yazabilir. Bu yüzden aşk hikâyeleri, dinî ve ahlaki eserler mesnevi şekliyle yazılmıştır.

Nazım şekli ile nazım türü arasındaki fark nedir?

Nazım şekli şiirin dış yapısıdır: beyit ya da bent sayısı ve kafiye düzeni (gazel, rubai, murabba gibi). Nazım türü ise konuyla ilgilidir: tevhid, na't, methiye, mersiye, hicviye gibi. Örneğin bir mersiye kaside, terkib-i bend ya da başka bir şekille yazılabilir.

Tuyuğ ile rubai arasındaki fark nedir?

İkisi de dört dizelik ve genellikle aaxa kafiyeli şiirlerdir. Rubai İran edebiyatından gelir ve hezec bahrinin ahreb ve ahrem kollarındaki özel kalıplarla yazılır. Tuyuğ ise Türklere özgü bir şekildir, çoğunlukla Fâilâtün Fâilâtün Fâilün kalıbıyla yazılır ve kafiyede cinası sever.