Osmanlıca Öğrenعثمانلیجه

Kelimeler

Osmanlıca kelime vezni: Arapça kalıpları tanıyarak kelime çözmek

· 11 dk okuma · Osmanlıca Öğren editörleri

Osmanlıca kelime vezni, Arapça kökenli bir kelimenin döküldüğü kalıptır: üç harfli bir kök, belirli ünlüler ve ek harflerle bir kalıba yerleştirilir ve bu kalıp kelimeye "yapan", "yapılan", "yer", "alet", "iş" gibi bir anlam katmanı ekler. Örneğin k-t-b (yazmak) kökü fâil kalıbında kâtib (yazan), mef'ûl kalıbında mektûb (yazılmış), mef'al kalıbında mekteb (yazı yeri) olur. Vezinleri tanıyan bir okuyucu, harekesiz yazılmış bir kelimenin nasıl okunacağını büyük ölçüde kalıptan çıkarabilir.

Aşağıda önce vezin kavramını ve kökün nasıl bulunacağını, ardından Osmanlıcada en sık karşılaşılan isim ve mastar kalıplarını örnek kelimelerle göreceksiniz. Konunun temel girişi Arapça ve Farsça kelimeler dersinde var; bu yazı o dersin devamı niteliğinde, daha fazla kalıp ve pratik bir kök bulma yöntemi sunuyor.

Osmanlıca kelime vezni nedir ve neden önemlidir?

"Vezin" kelimesi Arapçada "tartma, ölçme" anlamına gelir. Dilbilgisinde ise bir kelimenin iskeletini gösteren ölçüdür. Arap dilcileri bütün kalıpları tek bir örnek kök üzerinden gösterir: فعل f-'-l (yapmak, iş). Bu kökün harflerine "fe", "ayın" ve "lam" denir ve gerçek bir kelimenin kök harfleri bu üç yere oturtulur.

Bir örnekle görelim:

  • فاعل fâil kalıbı: birinci kök harfi + elif + ikinci kök harfi + üçüncü kök harfi.
  • k-t-b kökünü yerleştirin: كاتب kâtib.
  • ʿ-l-m kökünü yerleştirin: عالم âlim.
  • h-k-m kökünü yerleştirin: حاكم hâkim.

Üç kelimenin de ortak noktası, "bir işi yapan kişi" anlamı taşımalarıdır: yazan, bilen, hükmeden. Kalıp, anlamın bir kısmını kendisi taşır.

Osmanlıca okuyan biri için bunun pratik faydası büyüktür. Osmanlıcada Arapça kelimeler çoğunlukla harekesiz yazılır; kısa ünlüler (a, e, i, u) yazıda görünmez. مكتب dört harften ibarettir ve kalıbı bilmeyen biri bunu "mektib", "mukteb" ya da "mükteb" diye okumaya kalkabilir. Mef'al kalıbını tanıyan biri ise tereddüt etmeden mekteb okur. Harekelerin ne olduğunu ve neden çoğu metinde yazılmadığını merak ediyorsanız harekeler dersine göz atabilirsiniz.

Özetle: Kök anlamın çekirdeğini, vezin ise o anlamın hangi kılığa girdiğini gösterir. İkisini birlikte tanıyınca bilinmeyen kelime bile tahmin edilebilir hâle gelir.

Kelime kökü bulma: adım adım yöntem

Arapça kelimelerin büyük çoğunluğu üç ünsüzlü köklerden türer (dört harfli kökler de vardır ama daha azdır). Kökü bulmak için kalıba ait "fazladan" harfleri ayıklamak gerekir. Klasik Arapça dilbilgisi kitaplarında bu fazladan harfler (zevâid harfleri) bir hatırlatma kelimesinde toplanır: سألتمونیها se'eltümûnîhâ. Bu kelimedeki on harf (sin, hemze, lam, te, mim, vav, nun, ye, he ve sondaki elif) kalıp kurarken köke eklenebilen harflerdir. Bu, elbette, bu harflerin hiçbir zaman kök harfi olamayacağı anlamına gelmez; sadece eklenen harflerin bu kümeden çıktığını söyler.

Pratik bir yöntem şöyle işler:

  1. Kelimenin Arapça olduğundan emin olun. Pe, çim, je, gef gibi harfler Farsça ya da Türkçe kökene işaret eder; vezin sistemi bu kelimelere uygulanmaz.
  2. Baştaki ekleri ayırın. Kelime mim (م), te (ت), elif (ا) ya da است (ist-) ile başlıyorsa bunlar büyük ihtimalle kalıba aittir.
  3. Uzun ünlüleri gösteren harfleri çıkarın. Kelimenin ortasındaki elif, vav ve ye çoğunlukla kalıbın uzun ünlüsüdür (kâ-, -ûl, -îl).
  4. Sondaki ekleri ayırın. Sondaki ه / ت (dişillik, mastar), ات (çokluk) ya da ین (çokluk) gibi ekleri çıkarın.
  5. Kalan üç ünsüzü okuyun. Bunlar kökünüzdür. Bildiğiniz başka bir kelimeyle karşılaştırın: aynı üç harfi taşıyan tanıdık bir kelime anlamı ortaya çıkarır.

Bu yöntemi üç kelimeye uygulayalım:

Kelime Okunuş Ayıklanan harfler Kök Kökün anlamı
مكتوب mektûb baştaki mim, aradaki vav ك ت ب yazmak
استقبال istikbâl baştaki elif-sin-te, aradaki elif ق ب ل kabul etmek, karşılamak
معلومات ma'lûmât mim, vav, sondaki elif-te ع ل م bilmek
تحریر tahrîr baştaki te, aradaki ye ح ر ر serbest olmak; yazmak
مجلس meclis baştaki mim ج ل س oturmak

Dikkat edilecek bir nokta: bazı köklerde vav ya da ye kökün kendisine aittir. Bunlara "illetli" (zayıf) kökler denir ve kalıba girdiklerinde şekil değiştirebilirler. Örneğin قول kavl (söz) kökünde vav köke aittir; fâil kalıbında vav hemzeye dönüşür ve kelime قائل kâil (söyleyen) olur. Başlangıçta bu tür kökleri yöntemin istisnası olarak kabul edip sağlam köklerle çalışmak en doğrusudur.

Osmanlıcada en sık görülen isim kalıpları

Aşağıdaki kalıplar, Osmanlıca metinlerde her sayfada karşınıza çıkacak olanlardır. Her birinin yanında anlam katmanını ve gerçek örnekleri bulacaksınız.

Fâil: işi yapan

فاعل fâil kalıbı etken ortaç, yani "yapan" anlamı verir. Birinci kök harfinden sonra gelen elif, kalıbın işaretidir.

  • كاتب kâtib — yazan, kâtip
  • ناظر nâzır — bakan, gözeten; nazır (bakan)
  • حاضر hâzır — bulunan, hazır
  • شاهد şâhid — gören, tanık
  • قاتل kâtil — öldüren

Mef'ûl: işten etkilenen

مفعول mef'ûl kalıbı edilgen ortaçtır, "yapılmış, -ilen" anlamı taşır. Başta mim, son iki kök harfi arasında vav vardır. Bu, en kolay tanınan kalıplardan biridir.

  • مكتوب mektûb — yazılmış; mektup
  • معلوم ma'lûm — bilinen, malum
  • محكوم mahkûm — hüküm giymiş
  • مشهور meşhûr — tanınmış
  • مقبول makbûl — kabul edilmiş, beğenilen
  • مظلوم mazlûm — zulme uğramış

Faîl: niteleyen sıfat

فعیل faîl kalıbı çoğunlukla kalıcı bir nitelik bildiren sıfatlar verir. İkinci ve üçüncü kök harfleri arasında ye bulunur.

  • كریم kerîm — cömert
  • عظیم azîm — büyük, ulu
  • قدیم kadîm — eski
  • جدید cedîd — yeni
  • كبیر kebîr — büyük
  • صغیر sagîr — küçük

Fâil ve faîl kalıplarını karıştırmamak önemlidir, çünkü aynı kökten iki ayrı anlam doğar. حاكم hâkim (fâil) "hüküm veren, yargıç" demektir; حكیم hakîm (faîl) ise "hikmet sahibi, bilge" anlamına gelir. Yazıda ayırıcı işaret, elifin birinci harften sonra mı geldiği yoksa ye'nin son harften önce mi bulunduğudur. Bu tür çiftler, harflerin konumuna dikkat etmenin neden bu kadar önemli olduğunu gösterir; harf bağlantılarını gözden geçirmek isterseniz harflerin yazılışı dersi iyi bir başlangıçtır.

Fa''âl: meslek ve abartma

فعال fa''âl kalıbında ikinci kök harfi şeddelidir (iki kez okunur) ve araya elif girer. Hem "çok yapan" hem de meslek adları için kullanılır. Yazıda şedde çoğunlukla gösterilmez; okunuşu kalıptan bilirsiniz.

  • بقال bakkâl — bakkal
  • قصاب kassâb — kasap
  • عطار attâr — aktar, güzel koku satan
  • صراف sarrâf — sarraf
  • نجار neccâr — marangoz
  • جبار cebbâr — zorlu, kudretli

Mef'al, mef'il ve mef'ale: yer ve zaman

Başta mim bulunan bu kalıplar bir işin yapıldığı yeri ya da zamanı bildirir. Sonu ه ile biten biçim (mef'ale) de aynı anlamda kullanılır.

  • مكتب mekteb — okul (yazı yeri)
  • مطبخ matbah — mutfak (pişirme yeri)
  • مذهب mezheb — gidilen yol, mezhep
  • مجلس meclis — oturulan yer, meclis
  • منزل menzil — konak yeri
  • مدرسه medrese — ders okunan yer
  • محكمه mahkeme — hüküm verilen yer
  • مطبعه matbaa — basım yeri

Mif'âl: alet

مفعال mif'âl kalıbı bir işin yapıldığı aleti adlandırır.

  • مفتاح miftâh — anahtar (açma aleti)
  • میزان mîzân — terazi
  • معیار mi'yâr — ölçü, ayar
  • مقیاس mikyâs — ölçek

Ef'al: üstünlük

افعل ef'al kalıbı "daha / en" anlamında üstünlük bildirir. Osmanlıcada birçok unvan ve tamlamada geçer.

  • اكبر ekber — daha büyük, en büyük
  • اصغر asgar — daha küçük; bugünkü "asgari" kelimesi buradan gelir
  • احسن ahsen — daha güzel
  • اكثر ekser — daha çok; "ekseriyet" (çoğunluk) buradan türer

Arapça mastar kalıpları: tef'îl, if'âl, istif'âl ve diğerleri

Arapçada fiil kökleri farklı "bâblara" (fiil kalıplarına) dökülerek yeni anlamlar kazanır. Osmanlıcaya bu bâbların daha çok mastarları, yani isim hâlleri geçmiştir. "Tahrir etmek", "istikbal etmek", "müzakere etmek" gibi birleşik fiillerin ilk kelimesi hep bu mastarlardan biridir. Aşağıdaki tablo Osmanlıcada en verimli mastar kalıplarını özetliyor.

Kalıp Yazılış Kattığı anlam (genel eğilim) Örnekler
tef'îl تفعیل yaptırma, yoğunlaştırma تعلیم ta'lîm, تحریر tahrîr, تشكیل teşkîl, تنظیم tanzîm
mufâale مفاعله karşılıklılık مكاتبه mükâtebe, مذاكره müzâkere, معامله muâmele, مقابله mukâbele
if'âl افعال geçişli kılma ارسال irsâl, اخراج ihrâc, انكار inkâr, اكرام ikrâm
tefe''ul تفعل kendi kendine yapma, edinme تكلم tekellüm, تفكر tefekkür, تحمل tahammül, تصور tasavvur
tefâ'ul تفاعل birlikte, karşılıklı yapma تعاون teâvün, تبادل tebâdül, تصادف tesâdüf
infi'âl انفعال edilgenlik, kendiliğinden olma انقلاب inkılâb, انكسار inkisâr, انفصال infisâl
ifti'âl افتعال dönüşlülük, kendisi için yapma اجتماع ictimâ', اختلاف ihtilâf, انتخاب intihâb, انتظار intizâr
istif'âl استفعال isteme, sayma, elde etme استقلال istiklâl, استقبال istikbâl, استخراج istihrâc, استعمال isti'mâl

"Kattığı anlam" sütunu genel bir eğilimi gösterir; her kelimede birebir işlemez. Örneğin ta'lîm (öğretme) gerçekten "bildirtme" anlamı taşır ama tahrîr (yazma) bu kadar şeffaf değildir. Kalıbın asıl faydası anlamdan çok okunuştadır: تنظیم gören biri, tef'îl kalıbını tanıdığı için kelimeyi tanzîm diye okur; "Tanzîmât" adının da buradan geldiğini kolayca görür.

Kalıplar arasındaki görsel ipuçları

Harekesiz bir kelimede kalıbı tanımak için şu işaretlere bakın:

  • Başta ت ve son kısımda ی: büyük ihtimalle tef'îl (tahrîr, ta'lîm).
  • Başta م, ikinci harften sonra ا, sonda ه: mufâale (mükâtebe, müzâkere).
  • Başta ا ve son harften hemen önce ا: if'âl (irsâl, inkâr).
  • Başta ان: infi'âl (inkılâb, infisâl).
  • Başta elif, ardından bir kök harfi ve hemen sonra ت: ifti'âl (ictimâ', intizâr). Bazı köklerde bu te, ses uyumu yüzünden tı ya da dal'a dönüşür: اضطراب ıztırâb, ازدحام izdihâm.
  • Başta است: neredeyse her zaman istif'âl (istiklâl, istikbâl).

Aynı kökten bir kelime ailesi kurmak

Vezinlerin gücü, tek bir kökten onlarca kelimeye ulaşmanızı sağlamasıdır. ʿ-l-m (bilmek) kökünü farklı kalıplara dökelim:

Kalıp Kelime Okunuş Anlam
fi'l (mastar) علم ilm bilgi, bilim
fâil عالم âlim bilen, bilgin
mef'ûl معلوم ma'lûm bilinen
tef'îl تعلیم ta'lîm öğretme
tefe''ul تعلم teallüm öğrenme
mufa''il (tef'îl'in fâili) معلم muallim öğretmen
istif'âl استعلام isti'lâm bilgi isteme, sorma

Son satırdaki isti'lâm "bilgi isteme" anlamıyla istif'âl kalıbının "isteme" eğilimini çok güzel gösterir. Osmanlı yazışmalarında bir konuyu başka bir daireye sormak için bu kelime sıkça kullanılırdı.

Aynı şeyi k-t-b kökü için de yapabilirsiniz: كتاب kitâb, كاتب kâtib, مكتوب mektûb, مكتب mekteb, مكاتبه mükâtebe (yazışma). Beş farklı kelime, tek bir kök ve beş kalıp. Bu kelimelerin her birini alfabe sayfasındaki kef harfinin farklı konumdaki şekilleriyle karşılaştırmak da harf tanıma için iyi bir egzersizdir.

Türetilmiş fiillerin fâil ve mef'ûl biçimleri

Mastar kalıplarının her birinin kendi "yapan" ve "yapılan" biçimi vardır. Bunlar Osmanlıcada meslek adları, unvanlar ve sıfatlar olarak çok yaygındır. Ortak işaretleri başta bir م bulunmasıdır; okunuşta bu mim çoğunlukla mu- / mü- olarak seslenir.

Bâb Yapan (ism-i fâil) Yapılan (ism-i mef'ûl)
tef'îl معلم muallim (öğreten), مدرس müderris (ders veren) مقدس mukaddes (kutsanmış), مكرم mükerrem (ağırlanmış)
if'âl مسلم müslim (teslim olan), محسن muhsin (iyilik eden) مرسل mürsel (gönderilmiş)
ifti'âl مجتهد müctehid (çaba gösteren) محترم muhterem (saygı gösterilen)
istif'âl مستقل müstakil (bağımsız) مستقبل müstakbel (karşılanacak; gelecek)

Tablodaki çiftlere dikkat edin: yapan ile yapılan biçim çoğu zaman yalnızca bir kısa ünlüde ayrılır (-i- / -e-). Yazıda bu ünlü görünmediği için مرسل hem mürsil (gönderen) hem mürsel (gönderilen) okunabilir. Böyle durumlarda karar cümlenin anlamına aittir. Bu, Osmanlıca okumanın ezberden çok bağlam işi olduğunu gösteren güzel bir örnektir.

Kalıba eklenen sonlar: dişillik, nispet ve -iyyet

Kalıp kelimenin iskeletini kurar, ama Osmanlıcada bu iskeletin sonuna sık sık birkaç ek daha gelir. Bu ekleri tanımak, kelimenin sonundaki harflerin kalıba mı yoksa eke mi ait olduğunu ayırt etmenizi sağlar.

  • Dişillik eki ه (-e / -a): Fâil ve mef'ûl kalıplarına eklenerek kadın için kullanılan biçimi verir: معلمه muallime (kadın öğretmen), كاتبه kâtibe (kadın kâtip), والده vâlide (anne). Aynı ek bazı kelimelerde tekillik ya da soyut anlam da bildirir; bu nedenle sondaki her he'yi dişillik eki saymamak gerekir.
  • Nispet eki ی (-î): "-e ait, -le ilgili" anlamında sıfat yapar: علمی ilmî (bilimsel), رسمی resmî, ادبی edebî. Bugünkü Türkçede yaşayan bu sıfatların çoğu bu ekle kurulmuştur.
  • -iyyet eki یت: Nispet ekinin üzerine kurulan soyut isim ekidir: حریت hürriyet (özgürlük), ملیت milliyet, جمهوریت cumhûriyyet. Sondaki ت burada uzun yazılır; Osmanlı imlasında bu ekin yazımı oldukça kararlıdır.

Bu eklerin pratik önemi şudur: kök bulurken sondaki ه, ی ya da یت harflerini önce ayırmanız gerekir. حریت kelimesinde kök h-r-r'dir; ye ve te eke aittir. تحریر kelimesindeki kökle aynı olduğunu fark etmeniz, iki kelimenin "serbestlik" anlamında birleştiğini görmenizi sağlar.

Dört harfli kökler ve kalıp dışı kelimeler

Arapçada kökler çoğunlukla üç harflidir, fakat dört harfli kökler de vardır. Bunlar kendi kalıplarına sahiptir ve en bilineni فعلله fa'lele kalıbıdır. Osmanlıcada sık görülen örnekler:

  • ترجمه tercüme — çeviri (kök: t-r-c-m)
  • زلزله zelzele — deprem
  • وسوسه vesvese — kuruntu

Bazı kelimeler ise kalıp sisteminin dışında kalır. Arapçaya başka dillerden geçmiş kelimeler ya da çok eski, kökü belirsiz isimler herhangi bir kalıba oturmaz. Bir kelimeyi kalıba sokmakta zorlanıyorsanız bunun sebebi kelimenin Farsça ya da Türkçe olması, illetli bir kökten gelmesi ya da gerçekten kalıp dışı olması olabilir. Bu durumda zorlamak yerine sözlüğe bakmak en sağlıklısıdır.

Osmanlıca okunuştan bugünkü Türkçeye

Vezin bilgisini kullanırken akılda tutulması gereken bir nokta da Arapça kelimelerin Türkçede uğradığı ses değişiklikleridir. Osmanlıca metinlerde kelime aslına uygun yazılır; bugünkü telaffuz ise Türkçenin ses düzenine uymuştur.

Osmanlıca yazılış Aslına uygun okunuş Bugünkü Türkçe Değişiklik
كتاب kitâb kitap sondaki b, p olmuş; uzun â kısalmış
مكتوب mektûb mektup sondaki b, p olmuş
معلوم ma'lûm malum ayın sesi düşmüş
تعلیم ta'lîm talim ayın ve uzun î kısalmış
قصاب kassâb kasap şedde ve uzunluk kaybolmuş

Okurken bu farkın bilincinde olmak, kelimeyi tanımanızı hızlandırır. Kalıptan mektûb okunuşunu çıkardığınızda bunun bugünkü "mektup" olduğunu hemen görürsünüz. Arapça kelimelerin yazımındaki ayın ve uzun ünlü ayrıntıları için ayın harfinin sayfası da faydalı bir başvuru noktasıdır.

Vezin bilgisi Osmanlıca okumada nasıl kullanılır?

Kalıpları bir tablo olarak ezberlemek yerine okuma sırasında bir araç gibi kullanmak daha verimlidir. Önerilen çalışma düzeni şöyle:

  1. Önce en sık altı kalıbı öğrenin: fâil, mef'ûl, faîl, mef'al/mef'ale, tef'îl ve istif'âl. Bunlar matbu metinlerdeki Arapça kelimelerin önemli bir kısmını karşılar.
  2. Her kalıp için tanıdığınız iki-üç kelime seçin. Kâtib, mektûb, mekteb, ta'lîm, istiklâl gibi bugünkü Türkçede yaşayan kelimeler kalıbın "anahtarı" olur.
  3. Okurken tanımadığınız kelimeyi kalıba oturtmaya çalışın. Başta mim ve ortada vav görüyorsanız mef'ûl deneyin; başta ist- görüyorsanız istif'âl deneyin.
  4. Sözlükte kontrol edin. Arapça kelimeler çoğu sözlükte okunuşa göre sıralanır; kalıptan tahmin ettiğiniz okunuş doğruysa kelimeyi doğrudan bulursunuz. Sözlük seçimi için Osmanlıca sözlük rehberimize bakabilirsiniz.
  5. Çoğul biçimlere geçin. Kırık çoğullar da kalıplarla kurulur (kütüb, ulûm, medâris). Bunu ayrıntılı olarak Osmanlıcada çoğul ekleri yazımızda anlatıyoruz.

Sık yapılan hatalar

  • Türkçe kelimeye vezin aramak. Kapı, yol, gitmek gibi kelimelerde vezin yoktur. Türkçe kelimelerin yazımı için Türkçe kelimelerin imlası dersine bakın.
  • Farsça kelimeleri Arapça sanmak. Bîçâre, pencere, gül Farsçadır; Arapça kalıplara girmez.
  • Kökün harflerini karıştırmak. Sin ile sad, te ile tı, ze ile zı ve dad aynı sese karşılık gelebilir, ama farklı köklerin harfleridir. سور ile صور farklı köklerdir. Harf seçiminin önemini noktalı harfler yazımızda da ele alıyoruz.
  • Şeddeyi unutmak. Fa''âl ve tef'îl'in fâili gibi kalıplarda şedde yazıda görünmez ama okunuşta vardır: bakkâl, muallim.

Kalıp tanıma alıştırması

Aşağıdaki kelimeleri önce kendiniz okumaya çalışın, sonra kalıbını ve kökünü bulun. Cevaplar tablonun sağ sütunlarında.

Kelime Okunuş Kalıp Kök
ناظر nâzır fâil n-z-r (bakmak)
منظور manzûr mef'ûl n-z-r
انتظار intizâr ifti'âl n-z-r
مشغول meşgûl mef'ûl ş-g-l (uğraşmak)
اشتغال iştigâl ifti'âl ş-g-l
مجبور mecbûr mef'ûl c-b-r (zorlamak)
حكیم hakîm faîl h-k-m
محاكمه muhâkeme mufâale h-k-m

n-z-r kökünün üç kalıptaki hâline bakın: nâzır (bakan), manzûr (bakılan, göz önünde tutulan) ve intizâr (bekleme; gözle kollama). Kök aynı, kalıp değişince anlam yeni bir yöne açılıyor. Bu tür alıştırmaları alıştırma sayfasındaki kelime okuma çalışmalarıyla birleştirirseniz harf tanıma ile kalıp tanıma aynı anda gelişir.

Vezin bilgisi ilk bakışta dilbilgisi ayrıntısı gibi görünse de Osmanlıca okuyan herkesin en çok başvurduğu araçlardan biridir. Arapça kökenli kelimelerin yazıda yalnızca ünsüzleri görünür; o ünsüzleri doğru ünlülerle doldurmanızı sağlayan şey kalıptır. Birkaç haftalık düzenli okumadan sonra kalıpları düşünmeden tanımaya başlarsınız ve harekesiz bir kelime artık bir bilmece olmaktan çıkar.

Sık sorulan sorular

Osmanlıcada vezin ne demek?

Vezin, Arapça kökenli kelimelerin döküldüğü kalıptır. Kalıplar f-'-l (fe, ayın, lam) harfleriyle gösterilir: fâil, mef'ûl, tef'îl gibi. Bir kelimenin veznini bilmek, onun nasıl okunacağını ve kabaca ne anlama geldiğini tahmin etmeyi sağlar.

Arapça bir kelimenin kökü nasıl bulunur?

Kalıba ait fazladan harfler (baştaki mim, te, elif, sin gibi ve araya giren uzun ünlüler) çıkarılır; geriye çoğunlukla üç ünsüz kalır. Örneğin mektûb kelimesinde baştaki mim ve aradaki vav kalıba aittir, kök k-t-b'dir.

Fâil ve mef'ûl kalıbı arasındaki fark nedir?

Fâil kalıbı işi yapanı (kâtib: yazan), mef'ûl kalıbı işten etkileneni gösterir (mektûb: yazılan). Biri etken, öteki edilgen ortaçtır; ikisi de aynı kökten türer.

Vezinleri ezberlemek Osmanlıca okumak için şart mı?

Okumaya başlamak için şart değildir, fakat orta seviyeden itibaren çok işe yarar. En sık on-on iki kalıbı tanımak, Arapça kökenli kelimelerin büyük kısmını okunuşuyla birlikte tahmin etmeye yeter.

Türkçe kelimelerde de vezin var mı?

Hayır. Vezin sistemi Arapçaya özgüdür. Türkçe kelimeler kökün sonuna ek eklenerek türer; Osmanlıcada Türkçe kelimelerin imlası ayrı kurallara bağlıdır.